Kablo çekmekle uğraşmayın, internete duvardaki prizlerden bağlanın.
Western Digital, WD Livewire Powerline AV Ağ Kitini pazara sürdü. HomePlug AV uyumlu WD Livewire, son kullanıcının evindeki mevcut elektrik prizlerini kullanarak evin her yerine güvenli ve dayanıklı yüksek hızlı internet bağlantısı ulaşmasını sağlıyor.
WD TV medya oynatıcılarını tamamlar nitelikte olan WD Livewire Powerline AV Ağ Kiti, son kullanıcıların kolay ve ekonomik bir şekilde HD video içeriklerini ev eğlence merkezine taşımasını ve büyük dosyaları transfer etmesini ya da çok kullanıcılı online oyunlar oynamasını sağlıyor ve tüm bu işlevleri evin etrafında ağ kabloları dolandırmadan yapıyor. Kitin içindeki iki adaptörden çıkan dört bağlantı noktası ile son kullanıcılar router ve yedi ek cihazı yüksek hızlı ağlarına bağlayabiliyor.
HomePlug AV teknolojisine sahip WD Livewire AV Ağ Kiti kullanıcılara saniyede 200 mb'e ulaşan hızda data transferi sağlarken, 7 cihaza kadar da full HD 1080p videoların hatasız geri oynatımını mümkün kılıyor.
Kurulum bir lambayı prize takmak kadar kolay. Kullanıcıların odalar arasında mevcudun dışında yeni kablo çekmesine gerek kalmıyor. Yapılacak tek şey kitin içindeki adaptörlerden birini routera ve bir elektrik prizine takmak, diğer adaptörü de kablolu ağ bağlantısına ihtiyaç duyulan bir çıkışa takmak. Kullanıcılar dört bağlı cihaza video indirebildikleri gibi, routerlarında da üç ek ağ çıkışı elde edebiliyorlar.
Entegre bir eğlence çözümü için, kullanıcılar dijital medyayı WD’nin My Book World Edition ev network sürücüsüne depolayabilir, fotoğraf, müzik ve HD videoları WD Livewire Powerline AV Ağ Kit bağlantısı ile evdeki WD TV serisindeki herhangi bir medya oynatıcıya veya diğer DLNA-uyumlu cihaza aktarabilirler.
WD Livewire Proline AV Ağ Kiti için tavsiye edilen satış fiyatı 129 avro.
31 Ağustos 2010 Salı
Havadaki nemden 'elektrik' kaptılar
Virüsler de işe yarıyormuş
Virüsleri yalnızca baş ağrısı olarak düşünmeyin. Bazen işe yaradıkları da oluyormuş
Virüs tabanlı çalışan yeni bir pil teknolojisi Amerikan ordusu için hazırlık aşamasında. Bu yeni pil türü askerlerin üniformalarına ya da çelik yeleklerinin kumaşına yerleştiriliyor.
M13 bakteriyofaj adı altındaki bu virüs türü yalnızca bakterilere zarar verirken insanlar için zararsız. Yeni pillerdeki katotlar demir florürden yapılmış durumda ve bu sayede taşıması oldukça hafif bir hal alabiliyorlar. M13 virüsünün kullanıldığı piller, GPS'den akıllı telefonlara birçok elektronik cihazı çalıştırırken, güçten, performanstan ve yeniden şarj edilebilmesinden çok az ödün veriyor.
Araştırmacılar henüz başlangıç aşamasında olsalar da, başarılı bir sonuç durumundan hem siviller için hem de askerler için büyük bir kolaylık sağlayan bir teknoloji ortaya çıkabilir
Virüs tabanlı çalışan yeni bir pil teknolojisi Amerikan ordusu için hazırlık aşamasında. Bu yeni pil türü askerlerin üniformalarına ya da çelik yeleklerinin kumaşına yerleştiriliyor.
M13 bakteriyofaj adı altındaki bu virüs türü yalnızca bakterilere zarar verirken insanlar için zararsız. Yeni pillerdeki katotlar demir florürden yapılmış durumda ve bu sayede taşıması oldukça hafif bir hal alabiliyorlar. M13 virüsünün kullanıldığı piller, GPS'den akıllı telefonlara birçok elektronik cihazı çalıştırırken, güçten, performanstan ve yeniden şarj edilebilmesinden çok az ödün veriyor.
Araştırmacılar henüz başlangıç aşamasında olsalar da, başarılı bir sonuç durumundan hem siviller için hem de askerler için büyük bir kolaylık sağlayan bir teknoloji ortaya çıkabilir
30 Ağustos 2010 Pazartesi
Yeni savaş alanını buldular: Mobil reklam
Apple iPhone-iPad sonrası mobil reklam işine el attı. Online pazarın lideri olan, pastayı kimseye kaptırmak istemeyen Google ise mobil yazılım platformu Android’in yükselişine güveniyor
Yeni ekonomi devi Google ile bilgisayar pazarının öncü oyuncularından Apple “mobil reklam” kategorisinde sıkı rekabete hazırlanıyor. Bunun için önce şirket alımı ardından da büyük yatırıma başlayan bu iki şirket, şu an için 1 milyar dolarların konuşulduğu, yakın gelecekte (Araştırma şirketi eMarketer’a göre 3 yıl) hızla 5 milyar doların üzerine çıkması beklenen mobil reklam pazarında en büyük payı kapma yarışına girdi.
45 milyar dolarlık online reklam pazarının lideri Google hiç şüphesiz bu kategoride de liderliğe oynuyor.
Art arda alımlar geldi
Geleneksel olarak yazılım devi Microsoft’la rekabet etmesi beklenen Google’ın sürpriz rakibi Apple, özellikle iPhone ve iPad sonrası bu alanda iddialı olma peşinde.
Apple mobil reklam şirketi Quattro Wireless’ı bu yılın ocak ayında 275 milyon dolara satın aldı. Google ise bu alanda daha büyük bir satınalma rakamına imza atarak mayıs ayında 750 milyon dolara Quattro’nun rakibi AdMob’u şirket bünyesine kattı.
İki şirketin rekabetinde CEO’ların açıklamaları da bu alana ciddi yüklenileceğinin sinyallerini veriyor. İnternet dünyasında hakimiyeti sağlayan Google’ın CEO’su Eric Schmidt, bundan sonrası için “önceliğimiz mobil” diyerek bunun sinyallerini verirken Apple’ın CEO’su Steve Jobs mobil reklam platformları “iAd”in şirket için öncelikli alanlardan biri olduğunu ifade ediyor.
Apple Mac bilgisayarlar, iPod, iPhone ve iPad ile bu alanda etkili olmayı planlarken, Google Android işletim sistemini pekçok üreticinin işbirliğiyle geniş kitlelere ulaştırarak bu alanda iddialı bir yol haritası çizme peşinde koşuyor.
Yol bulurken reklam bak!
Mobil reklam denildiğinde başta cep telefonları olmak üzere birkaç farklı alanda iş fırsatının olduğu görülüyor. Netbook olarak adlandırılan taşınabilir bilgisayarlar, tablet bilgisayarlar, MP3 müzikçalar cihazları, yol göstermede kullanılan GPS makineleri ve ödeme platformları da mobil reklam mecraları olarak öne çıkıyor. Analistler, gelişen teknolojiyle ve akıllanan cihazlarla birlikte mobil reklamların çok daha interaktif ve etkili kullanımının önünün açıldığının altını çiziyor.
Aslında zarar veriyorlarmış!
Bir yere giderken yanımızdan eksik etmediğimiz bu minik cihazlar, aslında bize zarar mı veriyor?
Yapılan yeni araştırmalar, MP3 çalarların gençlerde büyük oranda duyma problemine yol açabileceğini gösterdi.Brigham and Women's Hospital'ın yaptığı araştırmaya göre; ergen geçlerdeki duyma problemleri geçen 15 seneye nazaran büyük artış göstermiş durumda. Bu durumaysa müziğin sebeb olabileceği düşünülüyor. Yüksek sesle müzik dinlemekse şüphesiz bu kaygının ana sebebi.
Araştırmacılar; National Health and Nutrition Examination'nın 12 ila 19 yaş arasındaki gençler üzerinde yapıtığı anketlerde; her beş gençten bir tanesinin duyma kaybı yaşadığını, her yirmi gençten bir tanesinin de orta derece duyma sorunu yaşadığını belirtti.
Doktor Josef Shargorodsky; "Genç yaşlardaki duyma bozukluklarının çoğunu, yüksek seste müzik dinleme ve gençlerin bu konuda hiçbir önlem almamaları oluşturuyor." dedi.
Dikkat çeken bir başka araştırma bilgisiyse; duyma bozukluklarının ergen yaşlardaki kızlardan çok, erkeklerde olduğu yönünde olması oldu.
Daha fazlası için www.chip.com.tr sitesini ziyaret edebilirsiniz.
29 Ağustos 2010 Pazar
Artık yolda kalmayacaksınız!
İskoçya’da görev yapan Çinli bilim insanları idrarı yakıt olarak kullanabilen bir yakıt hücresi geliştirmeyi başardı
29 Ağustos 2010 Pazar, 09:42:55
Heriot-Watt Universitesi’nde görevli Shanwen Tao ve Dr. Rong Lan, idrarın yenilenebilir yakıt olarak kullanılması üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucunda “carbamide” ismini verdikleri idrarın hali hazırda kullanılan yakıt hücresi yakıtları hidrojen ve metanolün yerini alabilecek. Bilim insanlarının çalışmaları 200 bin dolarla ödüllendirildi.
Chat yapanlar, bu solucana dikkat!
Anlık mesajlaşma kullanıcıları yoluyla yayılan yeni bir bilgisayar solucanı ailesi tespit edildi. Yahoo!Messenger, Skype, Paltalk Messenger, ICQ, Windows Live Messenger, Google Talk ve XFire kullanıcıları yoğun risk altında bulunuyor.
İSTANBUL - Kaspersky Lab, anlık mesajlaşma (IM) kullanıcıları yoluyla yayılan yeni bir bilgisayar solucanı ailesini tespit etti. Yeni bulunan solucanları bu kadar farklı ve alışılmadık yapan, birçok dilde var olmaları ve sayısız IM kullanıcısına eşzamanlı olarak bulaşma kapasiteleri. Yahoo!Messenger de dahil olmak üzere Skype, Paltalk Messenger, ICQ, Windows Live Messenger, Google Talk ve XFire kullanıcıları yoğun risk altında bulunuyor. Kaspersky Lab uzmanları, şimdiye kadar IM-Worm.Win32.Zeroll. olarak adlandırdıkları solucanların dört çeşidini tespit etti. Solucanlar girdikleri bilgisayarın IM kontakt listesine yerleşiyor ve kendisini diğer kullanıcı adreslerine yolluyor. Kullanıcılar, karşılarına çıkan ilginç bir resmin linkine tıkladıklarında, zararlı bir dosyaya yönlendiriliyorlar ve böylece bilgisayara virüs bulaşıyor. Söz konusu link kullanıcılara virüsün bulaşmış olduğu başka bir bilgisayardan gönderiliyor.
SOLUCAN BİRÇOK DİLE HAKİM
Yeni keşfedilen solucanın birçok dile aynı anda hakim olması, anlık mesajlaşma (IM) solucanını çok daha dayanıklı kılıyor. IM-Worm.Win32.Zeroll, İngilizce, Almanca, İspanyolca ve Portekizce’nin de yer aldığı 13 farklı dili kullanabiliyor ve her kullanıcının anlaması için kendi dilinde mesaj yollayabiliyor.
Yeni keşfedilen solucanın birçok dile aynı anda hakim olması, anlık mesajlaşma (IM) solucanını çok daha dayanıklı kılıyor. IM-Worm.Win32.Zeroll, İngilizce, Almanca, İspanyolca ve Portekizce’nin de yer aldığı 13 farklı dili kullanabiliyor ve her kullanıcının anlaması için kendi dilinde mesaj yollayabiliyor.
Meksika’dan Brazilya’ya, Peru’dan ve ABD’de kadar çok sayıda görülen solucana, Afrika, Hindistan ve özellikle İspanya olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde de rastlandığı belirtiliyor.
HABERSİZCE BİLGİSAYARI ELE GEÇİRİYOR
IM-Worm.Win32.Zeroll’un arka kapı özelliğine sahip olması, kullanıcının haberi olmadan bilgisayarın kontrolunü kazanma özelliği bulunduğunu kanıtlıyor. Solucan sisteme girince, kumanda veya kontrol merkeziyle bağlantıya geçip, IRC üzerinden talimatlarını alarak, başka zararlı programları da yüklemeye başlıyor. Söz konusu yeni IM solucanı ilginç bir şekilde, ülkeye ve bilgisayardaki farklı anlık mesajlaşma müşterilerine bağlı olarak farklı IRC kanallarıyla bağlantıya geçiyor. Bu durum, virüslü bilgisayar ağlarını yöneten bir hacker’ın ülkeye veya IM müşterisine göre farklı talimatlar verebileceği anlamına geliyor.
IM-Worm.Win32.Zeroll’un arka kapı özelliğine sahip olması, kullanıcının haberi olmadan bilgisayarın kontrolunü kazanma özelliği bulunduğunu kanıtlıyor. Solucan sisteme girince, kumanda veya kontrol merkeziyle bağlantıya geçip, IRC üzerinden talimatlarını alarak, başka zararlı programları da yüklemeye başlıyor. Söz konusu yeni IM solucanı ilginç bir şekilde, ülkeye ve bilgisayardaki farklı anlık mesajlaşma müşterilerine bağlı olarak farklı IRC kanallarıyla bağlantıya geçiyor. Bu durum, virüslü bilgisayar ağlarını yöneten bir hacker’ın ülkeye veya IM müşterisine göre farklı talimatlar verebileceği anlamına geliyor.
Kaspersky Lab Latin Amerika Bölge Uzmanı Dmitry Bestuzhev , mevcut durum ışığında solucan yaratıcılarının suçlarının henüz çok başında olduklarının altını çizerek, “Dolandırıcılardan yükleme veya spam başına ödeme konusunda daha iyi teklifler alınıyor. Böylece, solucanı mümkün olan en fazla bilgisayara bulaştırmayı planlıyorlar” dedi.
27 Ağustos 2010 Cuma
Apple'ı kurtaran Türk
Apple, iPhone 4'teki sinyal problemini çözmek için Boğaziçi Üniversitesi mezunu Türk fizikçinin projesini kullanacak.
İSTANBUL - Apple, marka itibarını zedeleyen ve 175 milyon dolar ek maliyet çıkaran iPhone 4’deki anten sorununu tekrar yaşamamak için Boğaziçi Üniversitesi mezunu Türk fizikçi Atakan Peker’in geliştirdiği “esnek metal”i kullanmayı düşünüyor.
Geçen hafta ABD’de Liquidmetal Technology şirketiyle kontrat imzalayan ve tüketici elektroniği ürünlerinde bu materyali kullanma adına özel bir anlaşma yaparak bu alanda tüm hakları kullanma hakkını alan Apple, iPhone 4’ün yeni sürümlerinde ve iPhone 5’in anteninde metali kullanacak. Şirket bunun yanı sıra diğer ürün gruplarında da (iPad, Macbook) bu metalle tasarıma ağırlık verebilecek.
iPhone’un yeni modellerinde kullanılacak olan yeni form verilmiş metal, GSM anteninin bulunduğu bölüm kapatıldığında esneyerek antenin kapanmasının önüne geçerek sinyal problemi yaşanmasına engel olacak.
Atakan Peker, “güçlü plastik” olarak adlandırdığı bu materyalin görünüm olarak diğer metallerden farkı olmadığını söyledi.
Milliyet gazetesinin haberine göre, Peker'in geliştirdiği ürün titanyum veya paslanmaz çelik gibi metallerden 10 kat daha esnek yapıda, çok daha hafif ve iki kat dayanıklı. Diğer metallere göre en önemli dezavantajı ise yoğun kullanım alanı olmadığından fiyatının pahalı olması.
Atakan Peker, esnek metalin orjinal formülünü geliştiren biri olarak Apple’un bu teknolojiyi kullanacak olmasından dolayı gurur duyduğunu belirtti.
PATENTLERLE 40 MİLYON DOLAR KAZANDI
Esnek metal teknolojisini keşfeden Peker, 13 yıl Liquidmetal firmasında çalıştı. Master tezini hazırlarken şirkete adım atan ardından ürün geliştirme aşaması sonraki yıllarda da şirkette teknolojiden sorumlu Başkan Yardımcılığı pozisyonuna kadar yükselen Peker, şu anda Washington State Üniversitesi’nde “İleri Düzeyde Materyaller” dalında Bölüm Başkanı olarak görev yapıyor.
Esnek metal teknolojisini keşfeden Peker, 13 yıl Liquidmetal firmasında çalıştı. Master tezini hazırlarken şirkete adım atan ardından ürün geliştirme aşaması sonraki yıllarda da şirkette teknolojiden sorumlu Başkan Yardımcılığı pozisyonuna kadar yükselen Peker, şu anda Washington State Üniversitesi’nde “İleri Düzeyde Materyaller” dalında Bölüm Başkanı olarak görev yapıyor.
Elinde “esnek metal” teknolojisi dışında 30’a yakın patenti bulunduran ve bunların çoğunu endüstrinin kullanımına sunan Atakan Peker son 5 yılda bu patentlerden 40 milyon doları aşkın gelir elde etti.
Peker'in geliştirdiği bu materyal, lüks saat markalarının yanı sıra NASA ve savunma sanayi, uzay araçları ve zırh delici kurşun alanında da kullanılıyor.
26 Ağustos 2010 Perşembe
Google paralı olacak!
Şaka değil gerçek: İşte Google'ın ücretli hale gelen uygulaması ve bu kararın nedeni...
Google hizmetlerini ücretsiz sunarak reklamlardan kazanan bir şirket. Bu tavrını değiştirmeyeceğini de açıkça duyuruyor.
Ancak en son Google uygulaması biraz farklı. Chrome geliştiricilerinin yeni eklentiler eklemesi için, Google'a 5 dolar ödemeleri gerekiyor. Uzantılar, temalar ve uygulamalar için geçerli olan bu uygulamanın sebebi; sahte hesaplar ile Google Extension Gallery'nin şişirilmesini, saldırıya uğramasını engellemek.
Bu 5 dolarlık ücret çok önemli bir miktar değil; ancak bu sayede geliştiricinin kredi kartı bilgileri girilmiş, kimliği doğrulanmış oluyor. Yine de Firefox gibi platformlar için uygulama geliştiren ve ücretsiz olarak yükleyen geliştiricilerin bu 5 dolarlık ücrete tepki gösterme imkanı var. Prensip tartışmaları çıkacak mı, yoksa geliştiriciler bu hamleyi mantıklı bulacak mı bekleyip göreceğiz.
Google hizmetlerini ücretsiz sunarak reklamlardan kazanan bir şirket. Bu tavrını değiştirmeyeceğini de açıkça duyuruyor.
Ancak en son Google uygulaması biraz farklı. Chrome geliştiricilerinin yeni eklentiler eklemesi için, Google'a 5 dolar ödemeleri gerekiyor. Uzantılar, temalar ve uygulamalar için geçerli olan bu uygulamanın sebebi; sahte hesaplar ile Google Extension Gallery'nin şişirilmesini, saldırıya uğramasını engellemek.
Bu 5 dolarlık ücret çok önemli bir miktar değil; ancak bu sayede geliştiricinin kredi kartı bilgileri girilmiş, kimliği doğrulanmış oluyor. Yine de Firefox gibi platformlar için uygulama geliştiren ve ücretsiz olarak yükleyen geliştiricilerin bu 5 dolarlık ücrete tepki gösterme imkanı var. Prensip tartışmaları çıkacak mı, yoksa geliştiriciler bu hamleyi mantıklı bulacak mı bekleyip göreceğiz.
24 Ağustos 2010 Salı
Sanal Teksas Türkiye!
Online güvenlik şirketi AVG, Türkiye ve Rusya'nın internette sörf için en tehlikeli yerler olduğunu açıkladı.
Dünyada internette sörf konusunda en güvenli ve en tehlikeli yerlerin belirlenmesi konusunda bir çalışma yapan online güvenlik şirketi AVG, Türkiye ve Rusya'yı en riskli yerler olarak ilan etti.
144 ülkeden 100 milyondan fazla PC'den temmuzun son haftasında alınan veriler üzerine yapılan değerlendirmede AVG, belirlenen güvenlik sorunlarını incelemeye aldı.
Türkiye'deki her 10 bilgisayardan 1'inin online saldırı altında olduğunu ortaya koyan AVG, Rusya'da ise bu oranın 15'te 1, olduğunu, Rusya'nın en tehlikeli bölgeler sıralamasında ikinci sırada yer aldığını iddia etti.
Üçüncü sırada ise 24'te 1 oranla Ermenistan yer aldı.
AVG, dünyanın en güvenli bölgesi olarak ise Sierra Leone'yi ilan etti. Sierra Leone'de her 692 bilgisayardan biri online saldırı tehdidi altında. Onu 442'de 1 oranla Nijer, 403'te bir oranla Japonya izledi.
Dünyada internette sörf konusunda en güvenli ve en tehlikeli yerlerin belirlenmesi konusunda bir çalışma yapan online güvenlik şirketi AVG, Türkiye ve Rusya'yı en riskli yerler olarak ilan etti.
144 ülkeden 100 milyondan fazla PC'den temmuzun son haftasında alınan veriler üzerine yapılan değerlendirmede AVG, belirlenen güvenlik sorunlarını incelemeye aldı.
Türkiye'deki her 10 bilgisayardan 1'inin online saldırı altında olduğunu ortaya koyan AVG, Rusya'da ise bu oranın 15'te 1, olduğunu, Rusya'nın en tehlikeli bölgeler sıralamasında ikinci sırada yer aldığını iddia etti.
Üçüncü sırada ise 24'te 1 oranla Ermenistan yer aldı.
AVG, dünyanın en güvenli bölgesi olarak ise Sierra Leone'yi ilan etti. Sierra Leone'de her 692 bilgisayardan biri online saldırı tehdidi altında. Onu 442'de 1 oranla Nijer, 403'te bir oranla Japonya izledi.
22 Ağustos 2010 Pazar
Dünyanın İlk 3D fotoğraf makinesi
Sinemalardaki üç boyutlu filmlerden farklı olarak, bu üç boyutlu fotoğraflara bakmak için özel gözlükler takmaya gerek yok.
İSTANBUL - Fujifilm, "FinePix Real 3D W3" adlı dünyanın ilk üç boyutlu fotoğraf makinesini görücüye çıkardı. Makinenin bünyesinde yüksek çözünürlü üç boyutlu bir kamera da var. Bu kullanıcılara çektikleri filmleri üç boyutlu bir televizyona kamerayı bağlayarak izleme imkanı sunuyor.
Eylül başında satışa sunulacak makinenin İngiltere fiyatının yaklaşık 400 sterlin olması bekleniyor.
Fujifilm, üç boyutlu baskı hizmetinin fotoğraf makinesinin piyasaya çıkmasından kısa süre sonra başlayacağını belirtiyor.
Fujifilm, üç boyutlu baskı hizmetinin fotoğraf makinesinin piyasaya çıkmasından kısa süre sonra başlayacağını belirtiyor.
Kaynak : NTVMSNBC.COM
20 Ağustos 2010 Cuma
X megabit'e kadar hız şoku!
X yerine istediğiniz rakamı koyun, hızda bir şey değişmiyor! İşte internet hızlarındaki gariplik!
Amerika'da yapılan resmi bir araştırma, 10 megabite kadar türünden reklamlarıngerçeği yansıtmadığını ortaya çıkarttı.
Dünyanın pek çok yerinde tüketicilere internet maksimum hız reklamı yapılarak bağlantı satılıyor. Ancak Amerika'da kullanıcılar bunun en fazla yarısını kullanabiliyor.
İnternet servis sağlayıcılar bu esnek dil sayesinde 10 Mbit bağlantı satıyormuş gibi abone topluyor ama aslında hiçbir zaman 10 Mbit vermeyi resmi olarak vadetmemiş olmuyor.
Amerikan Federal Communications Commision'un araştırması, abonelerin vadedilen hızları beklediğini ancak yarısını elde edebildiğini gösteriyor.
Kaynak (İngilizce ) : FCC araştırması (İngilizce)
Türkçe PS3 oyunları en nihayet!
Sony PlayStation 3'e özel oyunlardan üçü Türkçe dil seçeneğiyle geliyor. PSN mağazası da pek yakında Türkiye'de.
Köln - Sadece PlayStation 3 konsolu için hazırlanan oyunları Türkçe oynayamamaktan şikayetçi oyun severlere iyi haber. Firmanın kendi portföyündeki oyunlardan üçü peşi sıra Türkçe olarak piyasaya sürülecek.
Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen Sony Computer Entertainment Europe (SCEE) Exclusive Preview özel medya gecesinde, firmanın yeni oyunları ve artırılmış depolama kapasiteli konsollar tanıtıldı. Etkinlik sırasında yapılan açıklamaya göre Türkçe dil seçeneğiyle Türkiye’de piyasaya sürülecek ilk oyun, ‘aile oyunu’ olarak konumlandırılan Start the Party olacak. Oyun ayrıca Türkiye’de Move hareket kumandasıyla oynanacak ilk oyunlardan.
Türkçe dil seçeneği olan diğer oyunlar, Gran Turismo 5 ile KillZone 3 ise, Kasım ve Şubat aylarında Türkiyeli oyunseverlerle buluşacak. GT5 aynı zamanda Türkiye’de 3D olarak satışa sunulacak olan ilk oyun. Türkiyeli oyun severler KillZone 3’ü de 3D oynama şansına sahip olacak.
Avrupa’nın birinci, dünyanınsa ikinci en büyük oyun fuarı Gamescom’un kapılarını açmasından bir gün önce düzenlenen SCEE etkinliğinde, ayrıca firmanın 320GB ve 160GB depolama kapasiteli PS3 konsolları da duyuruldu.
320 GB kapasiteli PS3 konsolun Eylül ayında, 160GB olanınsa Ekim ortasında piyasaya verilmesi bekleniyor. Konsolların Avrupa satış fiyatları sırasıyla 349 euro ve 299 euro olarak açıklandı.
SCEE etkinliğinde büyük ilgi gören hareket sensörlü Move kumanda paketinin Türkiye’deki çıkış tarihiyse 15 Eylül. Hareket kumandası 40 euro, navigasyon kumandasıysa 30 euro fiyat etiketi taşıyacak. Ayrıca hareket kumandası, EyeCam kamera ve starter demo kitinin yer aldığı Starter’s Pack ise 60 euro’ya satışa sunulacak.
SCEE etkinliğinde merakla beklenen Gran Turismo 5’in dünyada çıkış tarihi 3 Kasım, Metal of Honour’ın ise 15 Kasım olarak açıklandı.
Öte yandan Sony PlayStation oyunlarının satın alınabildiği PS Store, yıl sonunda Türkiye’de de faaliyete başlıyor. Sony Eurasia’dan yapılan açıklamaya göre Türkiyeli oyuncular PS mağazasından PS3 oyunlarını, güncelleme ve extension’ları indirebilecek.
Köln - Sadece PlayStation 3 konsolu için hazırlanan oyunları Türkçe oynayamamaktan şikayetçi oyun severlere iyi haber. Firmanın kendi portföyündeki oyunlardan üçü peşi sıra Türkçe olarak piyasaya sürülecek.
Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen Sony Computer Entertainment Europe (SCEE) Exclusive Preview özel medya gecesinde, firmanın yeni oyunları ve artırılmış depolama kapasiteli konsollar tanıtıldı. Etkinlik sırasında yapılan açıklamaya göre Türkçe dil seçeneğiyle Türkiye’de piyasaya sürülecek ilk oyun, ‘aile oyunu’ olarak konumlandırılan Start the Party olacak. Oyun ayrıca Türkiye’de Move hareket kumandasıyla oynanacak ilk oyunlardan.
Türkçe dil seçeneği olan diğer oyunlar, Gran Turismo 5 ile KillZone 3 ise, Kasım ve Şubat aylarında Türkiyeli oyunseverlerle buluşacak. GT5 aynı zamanda Türkiye’de 3D olarak satışa sunulacak olan ilk oyun. Türkiyeli oyun severler KillZone 3’ü de 3D oynama şansına sahip olacak.
Avrupa’nın birinci, dünyanınsa ikinci en büyük oyun fuarı Gamescom’un kapılarını açmasından bir gün önce düzenlenen SCEE etkinliğinde, ayrıca firmanın 320GB ve 160GB depolama kapasiteli PS3 konsolları da duyuruldu.
320 GB kapasiteli PS3 konsolun Eylül ayında, 160GB olanınsa Ekim ortasında piyasaya verilmesi bekleniyor. Konsolların Avrupa satış fiyatları sırasıyla 349 euro ve 299 euro olarak açıklandı.
SCEE etkinliğinde büyük ilgi gören hareket sensörlü Move kumanda paketinin Türkiye’deki çıkış tarihiyse 15 Eylül. Hareket kumandası 40 euro, navigasyon kumandasıysa 30 euro fiyat etiketi taşıyacak. Ayrıca hareket kumandası, EyeCam kamera ve starter demo kitinin yer aldığı Starter’s Pack ise 60 euro’ya satışa sunulacak.
SCEE etkinliğinde merakla beklenen Gran Turismo 5’in dünyada çıkış tarihi 3 Kasım, Metal of Honour’ın ise 15 Kasım olarak açıklandı.
Öte yandan Sony PlayStation oyunlarının satın alınabildiği PS Store, yıl sonunda Türkiye’de de faaliyete başlıyor. Sony Eurasia’dan yapılan açıklamaya göre Türkiyeli oyuncular PS mağazasından PS3 oyunlarını, güncelleme ve extension’ları indirebilecek.
Türklerden bir ilk daha
Parmak izleri yok olmayacak
Türk araştırmacılar, suçlulara ait parmak izini, çeşitli nedenlerle yok olması halinde bile tespit edebilen dünya genelinde ilk kez uygulanan nanoteknoloji tabanlı bir yöntem geliştirdi.
Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Kimya Bölümü laboratuvarlarında geliştirilen ve sprey şeklinde ortama sıkılan nanopartiküller, ışık saçarak parmak izini ortaya çıkarıyor.
Toksik madde barındırmadığından sağlığa zarar vermeyen nanopartiküller, ayrıca kolay kullanımı, güvenilirliği ve ucuzluğu ile dikkati çekiyor.
HÜ Kimya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adil Denizli, Deniz Türkmen, Dr. Lokman Uzun ve Veyis Karakoç'dan oluşan grup parmak izi tayininde kullanımı hedeflenen nanopartikül çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.
Parmak izinin, parmakların birinci boğumundan başlayan ve tırnak dibine kadar olan bölgedeki papil hatlarının üzerinden, vücutça salgılanan biyolojik sıvının çıkması ve cisimler üzerine bulaştırılmasıyla oluştuğunu anlatan Denizli, ''Aynı yumurta ikizlerinin parmak izlerinin bile tam olarak aynı olmadığı düşünüldüğünde parmak izinin önemini ortaya çıkaracaktır. Bu nedenle olay yerinde bırakılan parmak izi, suçluya ulaşma yolundaki en önemli kanıtlardan biri'' dedi.
150 ÇEŞİT MADDE ORTAMA BIRAKILIYOR
Prof. Dr. Adil Denizli günümüzde kullanılan parmak izi transfer ajanlarının tamamının parmak izinde bulunan amino asitleri tayin için kullanıldığını dile getirdi.
Parmak izinin ortama 150 çeşit madde bıraktığını anlatan Denizli, mevcut parmak izi tahlillerindeki maddelerin toksik etkisinin bulunduğunu ve bu yöntemlerin kısmen görünen parmak izlerini tayin edebildiğini belirtti. Profesör Denizli görünmeyen parmak izlerinin tayininde ciddi sorunlar olduğunu söyledi.
Mevcut sistemlerin toksik özellikleri nedeniyle sağlık için ciddi sorunlar yarattığının bilindiğini kaydeden Denizli, ayrıca mevcut yöntemlerle ortama yağmur yağması, şiddetli rüzgar yada buna benzer durumlarda parmak izlerinin tayininin de zor olduğunu belirtti.
SUÇLU PARMAK İZİNİN TAYİNİNDE NANOTEKNOLOJİ İŞ BAŞINDA
Prof. Dr. Denizli, Biyokimya Anabilim Dalı olarak, yürüttükleri proje kapsamında krıminal olaylarda parmak izi transferi için floresan özelliği olan nanopartikülleri geliştirdiklerini bildirdi.
Sentezlenen nanoteknolojik özellikli partiküllerin parmak izinde bulunan amino asitlerle seçici olarak etkileşime girdiğini ve floresan özelliği sayesinde parmak izlerini kolaylıkla görünür hale getirdiğini belirten Denizli, şu bilgileri verdi:
''Sistem, işleyiş mekanizmasıyla moleküler düzeyde yüksek seçicilikte etkileşime sahip ve uygulaması oldukça kolay. Proje kapsamında üretilen nanopartiküllerin değişik boyalarla kullanılmasının yanında polimerlerin de değişik fonksiyonel gruplar içermesini planlanmış.
Çalışmamızda sentezlenen partiküllerin en önemli özelliği, sağlık için bir risk oluşturmaması. Bunun yanında değişik yüzey özellikleri için kolaylıkla modifiye edilebiliyor olmaları ve tayin işleminin, mevcut yöntemlere göre çok çabuk yapılabilmesi de önemli işlevleri arasında yer alıyor. Bütün bunların yanında teknolojinin yerli imkanlarla gerçekleştirilmesi de bir diğer avantaj. Çalışmamızla nanoteknolojinin bir çok sorunun çözümümünde kullanılabileceğini gösteriyoruz.''
''GÖRÜNMEYEN PARMAK İZLERİ DE GÖRÜNÜR OLUYOR''
Hazırlanan sprey şeklindeki nanopartiküllerin şüpheli ortama sıkıldığında, yağmur gibi bir nedenle görünmeyen parmak izlerini de görünür hale getirebildiğini belirten Denizli, ''Bu işlem sırasında nanopartiküllerin floresan özelliğinden yararlanıyoruz ve bu parmak izleri ışık verildiğinde renkleniyor'' dedi.
''Nano Partiküllerle Parmak İzi Tayini'' projelerinin Sanayi Bakanlığı tarafından yürütülen Teknogirişim projeleri kapsamında da destek aldığını dile getiren Denizli, ayrıca HÜ KOSGEB (Nanoreg Mühendislik) bünyesinde kurdukları şirketlerinin de ticari faaliyetlere başladıklarını kaydetti.
Prof. Dr. Denizli, geliştirdikleri sistemin pek çok özelliğiyle dünya genelinde ilk olma özelliği taşıdığını sözlerine ekledi.
AA
Türk araştırmacılar, suçlulara ait parmak izini, çeşitli nedenlerle yok olması halinde bile tespit edebilen dünya genelinde ilk kez uygulanan nanoteknoloji tabanlı bir yöntem geliştirdi.
Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Kimya Bölümü laboratuvarlarında geliştirilen ve sprey şeklinde ortama sıkılan nanopartiküller, ışık saçarak parmak izini ortaya çıkarıyor.
Toksik madde barındırmadığından sağlığa zarar vermeyen nanopartiküller, ayrıca kolay kullanımı, güvenilirliği ve ucuzluğu ile dikkati çekiyor.
HÜ Kimya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adil Denizli, Deniz Türkmen, Dr. Lokman Uzun ve Veyis Karakoç'dan oluşan grup parmak izi tayininde kullanımı hedeflenen nanopartikül çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.
Parmak izinin, parmakların birinci boğumundan başlayan ve tırnak dibine kadar olan bölgedeki papil hatlarının üzerinden, vücutça salgılanan biyolojik sıvının çıkması ve cisimler üzerine bulaştırılmasıyla oluştuğunu anlatan Denizli, ''Aynı yumurta ikizlerinin parmak izlerinin bile tam olarak aynı olmadığı düşünüldüğünde parmak izinin önemini ortaya çıkaracaktır. Bu nedenle olay yerinde bırakılan parmak izi, suçluya ulaşma yolundaki en önemli kanıtlardan biri'' dedi.
150 ÇEŞİT MADDE ORTAMA BIRAKILIYOR
Prof. Dr. Adil Denizli günümüzde kullanılan parmak izi transfer ajanlarının tamamının parmak izinde bulunan amino asitleri tayin için kullanıldığını dile getirdi.
Parmak izinin ortama 150 çeşit madde bıraktığını anlatan Denizli, mevcut parmak izi tahlillerindeki maddelerin toksik etkisinin bulunduğunu ve bu yöntemlerin kısmen görünen parmak izlerini tayin edebildiğini belirtti. Profesör Denizli görünmeyen parmak izlerinin tayininde ciddi sorunlar olduğunu söyledi.
Mevcut sistemlerin toksik özellikleri nedeniyle sağlık için ciddi sorunlar yarattığının bilindiğini kaydeden Denizli, ayrıca mevcut yöntemlerle ortama yağmur yağması, şiddetli rüzgar yada buna benzer durumlarda parmak izlerinin tayininin de zor olduğunu belirtti.
SUÇLU PARMAK İZİNİN TAYİNİNDE NANOTEKNOLOJİ İŞ BAŞINDA
Prof. Dr. Denizli, Biyokimya Anabilim Dalı olarak, yürüttükleri proje kapsamında krıminal olaylarda parmak izi transferi için floresan özelliği olan nanopartikülleri geliştirdiklerini bildirdi.
Sentezlenen nanoteknolojik özellikli partiküllerin parmak izinde bulunan amino asitlerle seçici olarak etkileşime girdiğini ve floresan özelliği sayesinde parmak izlerini kolaylıkla görünür hale getirdiğini belirten Denizli, şu bilgileri verdi:
''Sistem, işleyiş mekanizmasıyla moleküler düzeyde yüksek seçicilikte etkileşime sahip ve uygulaması oldukça kolay. Proje kapsamında üretilen nanopartiküllerin değişik boyalarla kullanılmasının yanında polimerlerin de değişik fonksiyonel gruplar içermesini planlanmış.
Çalışmamızda sentezlenen partiküllerin en önemli özelliği, sağlık için bir risk oluşturmaması. Bunun yanında değişik yüzey özellikleri için kolaylıkla modifiye edilebiliyor olmaları ve tayin işleminin, mevcut yöntemlere göre çok çabuk yapılabilmesi de önemli işlevleri arasında yer alıyor. Bütün bunların yanında teknolojinin yerli imkanlarla gerçekleştirilmesi de bir diğer avantaj. Çalışmamızla nanoteknolojinin bir çok sorunun çözümümünde kullanılabileceğini gösteriyoruz.''
''GÖRÜNMEYEN PARMAK İZLERİ DE GÖRÜNÜR OLUYOR''
Hazırlanan sprey şeklindeki nanopartiküllerin şüpheli ortama sıkıldığında, yağmur gibi bir nedenle görünmeyen parmak izlerini de görünür hale getirebildiğini belirten Denizli, ''Bu işlem sırasında nanopartiküllerin floresan özelliğinden yararlanıyoruz ve bu parmak izleri ışık verildiğinde renkleniyor'' dedi.
''Nano Partiküllerle Parmak İzi Tayini'' projelerinin Sanayi Bakanlığı tarafından yürütülen Teknogirişim projeleri kapsamında da destek aldığını dile getiren Denizli, ayrıca HÜ KOSGEB (Nanoreg Mühendislik) bünyesinde kurdukları şirketlerinin de ticari faaliyetlere başladıklarını kaydetti.
Prof. Dr. Denizli, geliştirdikleri sistemin pek çok özelliğiyle dünya genelinde ilk olma özelliği taşıdığını sözlerine ekledi.
AA
19 Ağustos 2010 Perşembe
MİT'ten Twitter uyarısı
MİT, Cumhurbaşkanı Gül’ün de kullandığı Twitter için tüm kamu kurum ve kuruluşlarını uyardı. MİT, yazılan “tweet”lerin devletin manevralarını ortaya çıkarabileceğini savundu.
İSTANBUL - Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) popüler sosyal paylaşım sitesi Twitter hakkında kamu kurum ve kuruluşlarına güvenlik uyarısında bulundu.
Habertürk gazetesinin haberine göre; Başbakanlık genelgesiyle kamu kurum ve kuruluşlarına MİT’ten bir Twitter bilgi notu gönderildi.
Twitter’ın, “İstihbarata Karşı Koyma” açısından yaratabileceği olumsuzluklar ile kişilere ve kurumlara ait önemli bilgilerin ele geçirilmesi ve kamuoyu oluşturulması konularında neden olabileceği risklerden söz edilen bilgi notunda uyarılar da yer aldı.
'DEVLETİN MANEVRALARI AÇIĞA ÇIKABİLİR'
“Twitter’a üye olan medya mensupları ile bürokratların anlık paylaşımlarından bir konuya ilişkin kamuoyunun gündemi,medyanın tutumu, liderlerin düşünce ve davranış biçimleri hakkında yüksek değerde bilgi elde edinilebilmesi sayesinde, ulusal ve uluslararası bir krizi yönetmek isteyecek karşı unsurların, kriz esnasında her daim bir adımönde olmalarını sağlayabilir” uyarısıyla MİT, devletin manevralarının ortaya çıkabileceği uyarısını yaptı.
Ayrıca bilgi notunda, “Twitter’ın, bir güncel olayın yaşandığı andaki ifade ve görüşlere anlık hızlı paylaşıma dayalı avantajı ile, kamuoyu oluşturma ve maniple etme gücü yadsınamayacak boyutlara ulaşmıştır” denildi.
Notta, “Bu tür sosyal paylaşımağlarını ellerinde tutanlar, site takipçilerinin bazı konulara ulaşımını kendilerinin belirleyeceği sürelerde geciktirebilir; kamuoyunu kendi lehlerinde yönlendirmede daha avantajlı bir konuma gelebilirler” deniliyor.
MİT'in gönderdiği bilgi notu, “Sosyal paylaşımağlarına üye olma, görüş ve düşünce belirtme hususlarında yukarıda anılan konuların biriminiz ve personeliniz tarafından göz önünde bulundurulması yerinde olabilir” diyerek son buluyor.
GÜL SIKÇA TWEET YAZIYOR
Kamunun tepsinde de Twitter kullanıcıların varlığı biliniyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Twitter’ı en etkili kullanan kişilerden biri. Ayrıca siyasi parti liderlerinin de yakında Twitter hesabı açacağına dair söylentiler hala mevcut.
İSTANBUL - Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) popüler sosyal paylaşım sitesi Twitter hakkında kamu kurum ve kuruluşlarına güvenlik uyarısında bulundu.
Habertürk gazetesinin haberine göre; Başbakanlık genelgesiyle kamu kurum ve kuruluşlarına MİT’ten bir Twitter bilgi notu gönderildi.
Twitter’ın, “İstihbarata Karşı Koyma” açısından yaratabileceği olumsuzluklar ile kişilere ve kurumlara ait önemli bilgilerin ele geçirilmesi ve kamuoyu oluşturulması konularında neden olabileceği risklerden söz edilen bilgi notunda uyarılar da yer aldı.
'DEVLETİN MANEVRALARI AÇIĞA ÇIKABİLİR'
“Twitter’a üye olan medya mensupları ile bürokratların anlık paylaşımlarından bir konuya ilişkin kamuoyunun gündemi,medyanın tutumu, liderlerin düşünce ve davranış biçimleri hakkında yüksek değerde bilgi elde edinilebilmesi sayesinde, ulusal ve uluslararası bir krizi yönetmek isteyecek karşı unsurların, kriz esnasında her daim bir adımönde olmalarını sağlayabilir” uyarısıyla MİT, devletin manevralarının ortaya çıkabileceği uyarısını yaptı.
Ayrıca bilgi notunda, “Twitter’ın, bir güncel olayın yaşandığı andaki ifade ve görüşlere anlık hızlı paylaşıma dayalı avantajı ile, kamuoyu oluşturma ve maniple etme gücü yadsınamayacak boyutlara ulaşmıştır” denildi.
Notta, “Bu tür sosyal paylaşımağlarını ellerinde tutanlar, site takipçilerinin bazı konulara ulaşımını kendilerinin belirleyeceği sürelerde geciktirebilir; kamuoyunu kendi lehlerinde yönlendirmede daha avantajlı bir konuma gelebilirler” deniliyor.
MİT'in gönderdiği bilgi notu, “Sosyal paylaşımağlarına üye olma, görüş ve düşünce belirtme hususlarında yukarıda anılan konuların biriminiz ve personeliniz tarafından göz önünde bulundurulması yerinde olabilir” diyerek son buluyor.
GÜL SIKÇA TWEET YAZIYOR
Kamunun tepsinde de Twitter kullanıcıların varlığı biliniyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Twitter’ı en etkili kullanan kişilerden biri. Ayrıca siyasi parti liderlerinin de yakında Twitter hesabı açacağına dair söylentiler hala mevcut.
17 Ağustos 2010 Salı
Internet Explorer 9 sonunda geliyor
Microsoft, artırılmış hız ve güvenlik özellikleri barındıran yeni ve en becerikli internet tarayıcısını 15 Eylül'de duyuracak.

Microsoft, büyük umutlar bağladığı yeni internet tarayıcısı Internet Explorer 9’u 15 Eylül’de çıkaracak.
Rekabetin çok kzıştığı tarayıcı pazarında IE 8 ile aradığını bulamayan firma, oldukça hızlandırılmış ve HTML5 web dili uyumlu IE9 ile liderliğini pekiştirecek.
IE9’un deneme sürümü geçtiğimiz Mart ayında kullanıma açılmıştı. Ancak sadece tarama motorunun hızını sergilemeyi amaçlayan bu sürümde, ek özellikler bulunmuyordu. 15 Eylül’de çıkarılacak tam sürüm bu nedenle hem işlevsel hem de grafik farklılıklar gösterecek.
IE8’e kıyasla çok daha hızlı çalışan IE9, firmanın geliştirdiği gelmiş geçmiş en iyi işletim sistemi olan Windows 7 ile çalışacak, XP’yi desteklemeyecek.
Etiketler:
Firefox,
İnternet explorer,
Mozilla Firefox,
Win 7,
Windows,
Windows xp
16 Ağustos 2010 Pazartesi
Facebook güvenliği için 6 altın kural
Yarım milyara ulaşan abonesiyle sanal çetelerin hedefi haline gelen Facebook'u güvenle kullanmak için dikkat etmeniz gerekenler
Geçtiğimiz ay 500 milyonu aşkın Facebook kullanıcısının neredeyse beşte birinin profillerindeki kişisel bilgiler derlenip dosya halinde 'kamuoyuna' açıldı ve pek çok firma bunu indirdi. Elbette bu yasadışı değildi ancak Facebook abonelerinin koyduğu her bilgi ve dosyanın ne kadar kolay kullanılabileceğinin de kanıtı oldu.
Öte yandan bu denli dev bir sosyal ağ tabi ki zararlı yazılımlarla çıkar sağlayan veya suç işleyen çetelerin de ilgisine mazhar oldu. Facebook‘u hedefleyen saldırıların süreceğine dikkat çeken ESET’in kıdemli araştırma uzmanlarından David Harley'e göre 6 kurala uyulursa Facebook hesabımız yoluyla zarar görmeyiz:
1. Facebook gizlilik ayarlarınızı düzenleyin: Tam profilinizi sadece en güvenilir arkadaşlarınız ile paylaşın, diğerlerine kısıtlı profil uygulayın. Facebook ayarlarında durum güncellemeleri, duvar iletileri, kişisel bilgiler, fotoğraflar arasından kısıtlamak istediklerinizi seçebiliyorsunuz. Facebook zaman zaman gizlilik ayarlarını değiştiriyor, onayladığınız ayarların farkında olun. Arkadaş listenizde tanımadığınız birini görürseniz hemen kaldırın.
2. İletilen bağlantıları tıklamayın: E-postanızdaki şüpheli bir eklentiyi posta arkadaşınızdan gelmiş olsa bile açmıyorsanız, aynı güvenliği Facebook’ta da uygulamalısınız. Mesajın içeriği arkadaşınız yerine bir hacker ya da suçludan geliyor olabilir.
3. Sadece tanıdığınız insanların arkadaşlık isteğini kabul edin: Kullanıcılar tanımadıkları insanlardan gelen istekleri onaylamamalılar ve tam profillerini herkese göstermemeliler. Kiminle neyi paylaştığınızı aklınızdan çıkarmayın.
4. Girdiğiniz bilgiler sonsuza kadar dünyaya açık kalacaktır: Bir fotoğrafı ya da tüm sosyal ağ hesabınızı sildiğinizde tüm veriyi sonsuza kadar sildiğinizi zannetmeyin. Bilgileriniz ve fotoğraflarınız, sildiğiniz zamana kadar çoktan başka bir bilgisayara indirilmiş olabilir. İnternette hangi fotograf ve bilgileri paylaşmanızın yerinde olacağını en az iki kez düşünün.
5. Uygulama yüklerken dikkatli olun: Üçüncü parti birçok uygulama hackerların elinden çıkmış olabilir. Emin olun, kişisel bilgilerinizin bu tip insanların eline geçmesini istemezsiniz.
6. Tıklamadan önce düşünün: “Beğen” linkine tıklarken dikkatli olun. Arkadaşlarınıza solucan bulaştırma ihtimaliniz var. Her şey “Beğen” linkine tıklayarak başlıyor ve bir anda kendinizi başkalarına spam gönderir halde bulabiliyorsunuz. Profilinize bu tip bir solucan bulaşmış ise, temizlemek için bulaştıran mesajı durumunuzdan ya da duvarınızdan kaldırın ve şüpheli uygulamalar için ayarlarınızı kontrol edin.
15 Ağustos 2010 Pazar
Sallayınca çalışan pil

Japonya'da bir elektronik şirketi, standart pillerin yerini alabilecek titreşimle güç üreten bir teknoloji geliştirdi.
Gelecekte normal pillerin yerini alabilecek Titreşim Enerji Hücresi bataryaları, kuvvetlice sallayınca güç üretiyor.
Teknolojiyi geliştiren ve ürettiği yazıcılarla tanınan Brother Industries, bazı uygulamalarla bu teknolojinin AA veya AAA pillerin yerine elektronik cihazlarda kullanılabileceğini açıkladı.
Elektronik şirketi Tokyo'daki tanıtımda, bir televizyon uzaktan kumandası, bir lamba için uzaktan kumanda anahtarı ve bir LED feneri çalıştıran cihazı gösterdi.
Bisiklet ışık dinamosu gibi çalışan mekanizmada, güç üretmek için sadece birkaç kez sallamak yeterli oluyor.
Bu tip batarya hücrelerinin düşük güç çıkışı olduğu için sadece TV uzaktan kumandası veya LED cihazlar gibi elektronik eşyalarda kullanılabileceğini söyleyen şirket yetkilileri, teknolojinin arkasındaki düşüncenin, toksik yeniden şarj edilebilir bataryalar ile çevreye zarar veren atılabilir pillerin yerini alması olduğuna işaret etti.
Teknolojinin şimdilik ticari anlamda kullanımının düşünülmediği belirtildi.
16 yaşında sterlin milyoneri oldu
Kurduğu internet sitesi milyon sterlinlik kazanca ulaştı
İngiltere’de yaşayan 16 yaşındaki öğrencinin, internette kurduğu bir site ile 1 milyon sterlinlik kazanca ulaştığı belirlendi. 100 milyon sterlinlik servete ulaşıncaya kadar durmayacağını söyleyen Christian Owens, “Mac Box Bundle adlı internet sitemi cep harçlığımla kurdum. 2008 yılında 700 bin sterlinlik değere ulaşan bu sitenin ardından her tıklama için para kazanan Branchr şirketini hayata geçirdim” dedi. Branchr şirketinin ilk yılında 500 bin sterlinlik iş yaptığını anlatan Owens şöyle konuştu: “Şirketimde 18 yaşının üzerinde 8 kişi çalışıyor. Önümüzdeki yıl Branchr için iki ofis açmayı planlıyorum. İlham kaynağım Apple’ın CEO’su Steve Jobs. Amacım sadece farklı bir şeyler yaratmak. Hedefim, internet ve mobil reklamda önde gelen isimlerden biri olmak. 10 yılda nerede olurum bilmiyorum ancak, Branchr şirketi 100 milyon sterlinlik bir değere ulaşana kadar durmayacağım.”
İngiltere’de yaşayan 16 yaşındaki öğrencinin, internette kurduğu bir site ile 1 milyon sterlinlik kazanca ulaştığı belirlendi. 100 milyon sterlinlik servete ulaşıncaya kadar durmayacağını söyleyen Christian Owens, “Mac Box Bundle adlı internet sitemi cep harçlığımla kurdum. 2008 yılında 700 bin sterlinlik değere ulaşan bu sitenin ardından her tıklama için para kazanan Branchr şirketini hayata geçirdim” dedi. Branchr şirketinin ilk yılında 500 bin sterlinlik iş yaptığını anlatan Owens şöyle konuştu: “Şirketimde 18 yaşının üzerinde 8 kişi çalışıyor. Önümüzdeki yıl Branchr için iki ofis açmayı planlıyorum. İlham kaynağım Apple’ın CEO’su Steve Jobs. Amacım sadece farklı bir şeyler yaratmak. Hedefim, internet ve mobil reklamda önde gelen isimlerden biri olmak. 10 yılda nerede olurum bilmiyorum ancak, Branchr şirketi 100 milyon sterlinlik bir değere ulaşana kadar durmayacağım.”
13 Ağustos 2010 Cuma
Mariposa virüsünün sahibi yakalandı
Iserdo olarak tanınan bilgisayar korsanı Slovenya'da yakalandı.

23 yaşındaki Iserdo'nun, "Kelebek" olarak da bilinen "Mariposa" virüsünü geliştiren kişi olduğuna inanılıyor.
Şimdiye kadar 12,7 milyon bilgisayarı etkileyen virüs, bu yılın başlarında etkisiz hale getirilmişti. Kullanıcıların mali bilgilerini ele geçirmek için tasarlanan program, bazı bankalar ve büyük şirketlerin bilgisayarında da bulunmuştu.
Birçok ülke bu yazılım arkasındaki korsanları bulmak için birlikte çalışıyordu. Bu işbirliği sonucunda İspanya'da Aralık 2009'da programı piyasaya süren üç kişi tutuklanmıştı.
Amerikan Federal Soruşturma Bürosu FBI'nın siber suçlar bölümünden Jeffrey Troy, Associated Press ajansına Iserdo'nun yakalanmasıyla ilgili olarak "Bir benzetme yapmak gerekirse, eve giren kişiyi değil de ona soygunda kullandığı aletleri, haritayı veren ve mahalledeki en iyi evleri gösteren kişiyi yakaladık" dedi.
Bu programlar internetten farkında olmadan indiriliyor ve bilgisayara yerleşiyor. Elektronik postayla gönderilen bu programlar, kullanıcının kredi kartı bilgilerine ulaşabilecek şekilde tasarlanabiliyor.
Güvenlik uzmanı Rik Ferguson, "Mariposa kontrolden çıkmıştı. Bunu geliştirenler, beklediklerinden daha büyük başarı elde ettiler. Birçok programda olduğu gibi, virüs ne kadar yaygınlaşırsa yakalanma olasılığınız o kadar artıyor. Bu kişiler de kendi başarılarının kurbanı oldular" diyor.
12 Ağustos 2010 Perşembe
İnternette gidilecek çok yol var
Genişbant abone sayısı yarım milyara ulaştı. Ancak bu dünya nüfusunun yüzde 7'si bile etmiyor.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) verilerine göre internet, artan abone sayısıyla modern çağın vazgeçilmezleri arasındaki yerini sağlamlaştırmaya devam ediyor. Ancak erişim sahiplerinin dünya nüfusuna oranı henüz yüzde 7 bile değil.
Dünya çapında genişbant abone sayısı 2009 yılı sonu itibariyle 467 milyona çıktı. Böylece yaklaşık 6,9 milyar insanın yaşadığı tahmin edilen dünyada, nüfusa göre genişbant yaygınlık oranı yüzde 6,8'e ulaştı.
Global genişbant pazarından en fazla pay, yüzde 25 oranla Güney ve Doğu Asya, yüzde 24,41 ile Batı Avrupa'nın oldu. Genişbant aboneliğinde en düşük payları ise yüzde 6,84 ile Latin Amerika, yüzde 6,20 ile Doğu Avrupa, yüzde 2,94 ile Orta Doğu ve Afrika bölgeleri aldı.
DSL, kablo modem ve fiber teknolojileriyle sağlanan genişbant erişiminde, dünya çapında en çok DSL teknolojisi tercih edildi. Genişbant abonelerinin yüzde 65'i, diğer bir deyişle 302 milyonu DSL altyapısı kullanmayı seçti. İkinci sıradaki kablo modemin payı 95 milyonu, fiberin payı ise 57 milyonu aştı. Uydunun da aralarında bulunduğu diğer erişim teknolojileri ise yüzde 2,55 civarında pay aldı.ABD İKİNCİ SIRADA
Rapora göre, DSL abonelerinin yüzde 60'ından fazlası Batı Avrupa ile Güney ve Doğru Asya bölgelerinde yer aldı.
Rapora göre, DSL abonelerinin yüzde 60'ından fazlası Batı Avrupa ile Güney ve Doğru Asya bölgelerinde yer aldı.
Batı Avrupa'da DSL abone sayısı en yüksek ülkeler, Almanya (22,64 milyon), Fransa (17,74 milyon), İngiltere (14,48 milyon) ve İtalya (12,83 milyon) olarak sıralandı. Dünyadaki en yüksek DSL abone sayısına sahip ülke, Çin oldu. DSL abone sayısı 84 milyona yaklaşan Çin'i, 32,5 milyonluk abone sayısıyla ABD izledi.
Fiber teknolojilerinde başı çeken Asya kıtasında, Asya pasifik, Güney ve Doğu Asya bölgeleri bu pazarın yüzde 82'sinden fazlasına sahip oldu. Dünyadaki en büyük fiber abone tabanının sahibi, DSL'deki gibi Çin oldu. Çin'in 19,67 milyonluk fiber abone sayısı, dünya genelindeki fiber aboneliğinin yüzde 34,4'ünü oluşturdu. Japonya ise 17,1 milyon aboneyle bu alanda ikinci sırada yer aldı.
Türkiye'de ise Mart 2010 itibariyle genişbant abone sayısı mobil internet dahil olmak üzere 7,4 milyonu aştı.
Etiketler:
hemen gir,
internete girmenin yolları,
Ücretsiz internet
11 Ağustos 2010 Çarşamba
Windows otomatik kapansın!
Bilgisayarınızı otomatik kapatmakta ihtiyaç duyacağını bütün seçenekler bu uygulamada!
Bilgisayarınızı uzun süren bir işlemde başıboş bırakacaksanız bu otomatk kapatma uygulaması çok işinize yarayacak.
Çoğu uygulamanın otomatik olarak bilgisayarı kapatma seçeneği olmasına karşın, ayarlar çok basittir. Örneğin ağ trafiği belirli bir süre yavaşladığında, işlemci kullanımı azaldığında ya da sıcaklık arttığında bilgisayarı otomatik kapatma ya da uykuya alma gibi özellikler sunan çok yararlı bir uygulama ile tanışın.
Shutdown Timer çok farklı durumlar için kullanabileceğiniz bir uygulama. Shutdown, restart, logoff, lock, hibernate, standby ve screen standby seçenekleri sunar.
İşte ayarlar ve indirme bağlantısı
Diyelim ki bilgisayarınızı önemli bir render işlemine bıraktınız ya da birden fazla işlemci yoğun işin tamamlandığından emin olmak istiyorsunuz.
Yapmanız gereken, işlemci kullanımı belirli bir süre boyunca, belirli bir seviyenin altına düştüğünde sistemi istediğiniz konuma alacak şekilde ayarlamaktan ibaret.
Elbette siz uyuyana kadar 2 saat müzik çalsın, sonra kapansın istiyor da olabilirsiniz. Bu programın en basit ayarları arasında yer alıyor. Daha karmaşık olanlar arasında bellek kullanımı ve daha önce de belirttiğimiz gibi dosya indirme söz konusu olduğunda ağ trafiği ayarları yer alıyor.
Download: Shutdown Timer
Kaynak : www.chip.com.tr
Fransız elektrikli araç üreticisini Türkler aldı
Üç Türk girişimci, Brightwell Holding Başkanı Alphan Manas, B Plas Başkanı Celal Gökçen ve Orhan Holding Başkanı Murat Orhan, Fransa'da elektrikli araç şirketi satın aldı.
Türk sermayeli Brightwell Holding, Orhan Holding ve B Plas'tan oluşan konsorsiyum, Fransız elektrikli araç şirketi Tilter'i satın aldı. Yaz başında, iflas sürecindeki Fransız elektrikli araç üreticisi Heuliez'i satın almak için İnci Akü ve oto yan sanayi firması B Plas ile birlikte teklif sunan ancak başarılı olamayan Brightwell Holding'in patronu Alphan Manas bu kez amacına ulaştı.
Heuliez'i alamasa da Türkiye'de elektrikli araç üretimi konusunda kararlılığını sürekli dile getiren Manas, bu kez elektrikli araç teknolojisine sahip bir başka Fransız firması olan Tilter'e iki Türk ortağıyla birlikte teklif sundu.
Manas'ın ortakları plastik oto parçaları üreticisi B Plas ile Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinde otomotiv parçaları üreten Bursa merkezli Orhan Holding oldu.
Brightwell Holding Başkanı Alphan Manas, B Plas Başkanı Celal Gökçen ve Orhan Holding Başkanı Murat Orhan'ın ortak teklifi Fransız tarafınca kabul edildi. Şirketin yüzde 80'ini devralma konusunda el sıkışan ortaklar, elektrikli araç üretimini Türkiye'de gerçekleştirmek üzere Bursa'da fabrika kuracak. Hedef, ilk elektrikli aracın en geç 2011 sonunda üretilmesi.
Tilter'i satın almak için ödenen tutarı açıklamaktan kaçınan Alphan Manas, Celal Gökçen ve Murat Orhan, ilk aracın üretilmesine kadarki süreçte satın alma bedeli dahil 30 milyon dolarlık yatırım yapılacağını belirtti.
Ortaklardan Alphan Manas, şimdilik üç tekerlekli elektrikli araç prototipine sahip olan Tilter'in alınmasıyla birlikte zaman ve ciddi teknoloji birikimi kazandıklarını dile getirdi. Bunlardan en önemlileri ise elektrikli motorun tekerleğin içine monte edilmesi ve aracın manevra kolaylığı sağlamak üzere dönülecek yöne doğru yatmasını sağlayan tilting teknolojisi.
NİKEL ÇİNKO BAZLI PİL DE ÜRETECEK
Alphan Manas, Tilter'i almanın yanında, ABD’li pil üreticisi Xellerion ile Türkiye’de Nikel Çinko bazlı pil geliştirilmesi ve üretim tesisi kurulması konusunda da ön anlaşma yapıldığını söyledi. Manas “Lityum İyon pillere nazaran yüzde 50 daha ucuz olan, yüzde 80 geri dönüşümlü bu piller önümüzdeki beş yıl için kendini kanıtlamayı bekleyen Lityum İyon pillerden daha önemli olabilecek. Sonuç olarak Türkiye bu girişim ile elektrikli araba üretimi konusunda ilk adımını atmış oldu. Önümüzdeki dönemde artırılacak bilgi birikimiyle daha farklı model ve tiplere de yönelim olacak” dedi.
Kaynak : http://www.ntvmsnbc.com/id/25115988/
10 Ağustos 2010 Salı
Türkiye'ye Skorsky fabrikası kuruluyor
F-35 savaş uçaklarının motorunu üretecek Türkiye, şimdi de Skorsky fabrikasına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Fabrikada üretilen tüm helikopterler ihraç edilecek.
ANKARA - Uzun süredir gündemde olan F-35 savaş uçaklarının motorunun Türkiye'de üretilmesiyle ilgili Devlet Bakanı Zafer Çağlayan açıklamlar yaptı.
ABD'li United Techonologies'in Scorsky helikopterini üreten Pratt & Whitney firmasıyla yaptıkları görüşmelerde firmanın Türkiye'ye yatırım yapma kararı
aldığını hatırlatan Çağlayan, şunları söyledi:
aldığını hatırlatan Çağlayan, şunları söyledi:
''F-35 savaş uçaklarının motoru bundan sonra, Pratt & Whitney firmasıyla Kale kalıp arasında yapılacak ortaklıkla (sermayenin büyük kısmı da Kale Kalıp'ta olacak) artık Türkiye'de üretilmeye başlanacak. Bu çerçevede ciddi oranda Türk katkısıyla yapılacak olan bu motorlar çok kısa süre içinde yüzde 100 olarak Türkiye'de üretilmeye başlanacak."
ABD öncülüğünde 9 ülkenin ortak imalatı yeni nesil savaş uçağından ilk etapta 3 bin uçak üretilecek. Türkiye'nin 100 uçağının teslimatı ise 2017'de başlayacak.
Skorsky helikopterlerini üreten firmanın Türkiye'de bir helikopter fabrikası kurmayı hedeflediğini de aktaran Bakan Çağlayan, firmanın Türkiye'de bazı kuruluşlarla ortak çalışmaları bulunduğunu belirtti. Çağlayan'ın verdiği bilgiye göre fabrikanın ürettiği tüm helikopterler ihraç edilecek.
Türkiye'nin savunma sanayinde önemli bir noktaya geldiğinin altını çizen Zafer Çağlayan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Sektörün cirosu 2,3 milyar dolara çıktı, cironun 2011'e kadar 3 milyar dolara yükselmesini umut ediyoruz. İhracatımız 2002'de 248 milyon dolarken 2009'da 832 milyon dolara yükseldi. Şu andaki projeksiyonlara göre önümüzdeki yıl savunma sanayi ihracatı rahat şekilde 1 milyar doları aşacak."
Özel sektör Ar-Ge'de gaza bastı
Araştırma geliştirme çalışmalarına daha fazla bütçe ayırmaya başlayan özel sektör, Türkiye'deki Ar-Ge payını yüzde 41'e yükseltti.
Avrupa Birliği Genel Sekreterliği'nin (ABGS) açıkladığı rakamlara göre Türkiye'de özel sektörün araştırma ve geliştirme çalışmalarına ayrılan kaynak içindeki payı 4 yılda neredeyse ikiye katlandı. Genelde Ar-Ge'ye ayrılan kaynaktaki artış hızında da Türkiye 23 AB ülkesini geride bıraktı.Türkiye'de araştırma ve geliştirmeye ayırdığı kaynağı hatırı sayılır oranda artıtan özel sektörün toplam içindeki payı 2004'te yüzde 23'ten 2008'de yüzde 41'e yükseldi.
ABGS açıklamasına göre Türkiye'deki bilim insanı sayısı da 8 yılda yüzde 107 arttı. Açıklamada şöyle denildi:
"Çok uluslu araştırma programlarına katılım ve Avrupa Araştırma Alanı ile bütünleşme çalışmaları çerçevesinde bilim ve teknoloji alanında çok yönlü bir strateji uygulamaya koyan Türkiye, son 8 yıllık süreçte araştırmacı sayısını yüzde 107 artırarak bilim insanı artış hızında Avrupa'da ilk sıraya yükseldi."
"Türkiye, Ar-Ge'ye ayrılan kaynak artış hızında da 23 AB üyesi ülkeyi geride bırakarak, 5. sıraya yükselmiştir. Ülkemizde Ar-Ge'ye ayrılan kaynaklar içinde 2004'te yüzde 23 olan özel sektörün payının 2008'de yüzde 41'lere yükselmiş olması ise ayrıca sevindirici bir gelişmedir." "Çok uluslu araştırma programlarına katılım ve Avrupa Araştırma Alanı ile bütünleşme çalışmaları çerçevesinde bilim ve teknoloji alanında çok yönlü bir strateji uygulamaya koyan Türkiye, son 8 yıllık süreçte araştırmacı sayısını yüzde 107 artırarak bilim insanı artış hızında Avrupa'da ilk sıraya yükseldi."
ABGS açıklamasında, Avrupa Komisyonu'nun, Avrupa ile Japonya arasındaki araştırma ve teknoloji geliştirme faaliyetlerinin koordinasyonu görevini Türkiye'ye verdiği belirtilerek, Türkiye'nin bu "kilit" görevi üstlenmiş olmasının, AB'ye üyelik sürecinde hem bilim ve teknoloji alanında hem de siyasi ve kültürel anlamda önemli katkılar sağlayacağı vurgulandı.
Ayrıca, Türkiye'nin müzakere sürecinin 25. Faslı olan "Bilim ve Araştırma" başlığı altında katıldığı "AB Araştırma ve Geliştirme için 7. Çerçeve Programı"nın ilk üç yılı için ödemiş olduğu 60 milyon avroluk ulusal katkı payına karşılık 70 milyon avro geri dönüş sağlamayı başardığı bildirildi.
Kaynak : http://www.ntvmsnbc.com/id/25120260/
9 Ağustos 2010 Pazartesi
İnternet sitelerine güvenlik kodu verilecek
Sahte sitelerin kolayca ayırt edilebilmesini sağlamak üzere tüm internet sitelerine 'şifreli kimlik kodu' eklenecek.
İnternetin ve alan isimlerinin yönetiminden sorumlu Amerikan kuruluşu (Icann), siber korsanların kullanıcıları aldatmak için sahte siteler kullanmalarını engelleyecek yeni güvenlik önlemleri getirildiğini açıkladı.Icann'in internet güvenliğnide uzman bir kuruluş olan Verisign ve ABD Ticaret Bakanlığı ile ortaklaşa geliştirdiği sistem, internet sitelerine yasal olduklarını ispat edecek bir "şifreli kimlik" tahsis ediyor.
Sistem, böylece bilinen ve meşru sitelere benzeyen sahte sitelere ve internet kullanıcılarının kişisel bilgilerini sağlayacak virüs ve kötü niyetli programları indirmelerine engel olacak.
Icann Direktörü Rod Beckstrom, yeni güvenlik önleminin tanıtımı amacıyla Las Vegas'ta düzenlenen konferansta, bunun her açıdan tarihi bir gelişme olduğunu söyleyerek, "Bu güvenlik sistemi bilgisayar kullanan herkes için iyi bir şey ve bizim için de çok şey ifade ediyor" dedi.
"Domain Name System Security Extensions" (DNSSEC) adı verilen sistem, her internet adresine gizli ve özel bir kod ekliyor.
Sanal güvenlik uzmanı Dan Kaminsky, böylece internette sık sık kullanılan uygulamaların, bir web sitesinin yasal olup olmadığını ortaya koyabileceğini belirtti.
Örneğin Google gibi arama motorları, bir bankanın online işlem sayfasının gerçek olup olmadığını söyleyebilecek.
Kaminsky, yeni sistemle ilgili açıklamasında, "Bir müşteri bankadan mail aldığında, bunun gerçekten bankadan geldiğinden emin olmalı. Icann tarafından geliştirilen sistem, bizim bunun gerçek olmasına ihtiyacımız olan bir araç" diye konuştu.
Kaynak : http://www.ntvmsnbc.com/id/25118850/
Enerji tassarufu ve gelecek enerji planları
Enerji Tasarruf Gözlemi adı verilen bir girişimle ortaya çıkan milletvekilleri birinci Ulusal Enerji Tasarrufu Eylem Planları’nın bir değerlendirmesini yaptılar. Adı geçen plan, üye devletlerin 2006 Enerji Hizmetleri Yönergesi’ne taahhütlerinden oluşuyor.
Ancak bu planlar Avrupa Birliği (AB) hükümetlerinin enerji tasarrufunu artırma çabalarının yetersiz olduğuna inanan heyeti ikna etmekten uzaktı. Programın yenilenebilir enerji gibi bağlayıcı hedefe sahip diğer enerji sektörleriyle karşılaştırılacağı belirtiliyor.
2006 Enerji Hizmetleri Yönergesi’nde (ESD) 2016’ya kadar yıllık enerji tasarrufu hedefi yüzde 9 olarak belirlendi. Ancak Avrupa Komisyonu bunu yasal olarak zorunlu hale getiremiyor. Parlamento izleme grubu ise zikredilen hedefin başarılamayacağına inanıyor.
Vekiller bu konuda “AB iklim paketi kapsamında üye devleterin çoğu muhtemelen kendilerini ESD hedefleri yerine kendi ulusal iklim ve yenilenebilir enerji hedeflerine yoğunlaşacaklardır” şeklinde görüş belirtiyorlar.
Bütün ülkeler tasarruf hedeflerini benimsemiş olmalarına ve bu hedeflere ulaşmak için bir takım tedbirler hazırlamış olmalarına rağmen hazırlanan değerlendirme raporunda son hedefle uyumsuzluk söz konusu olduğuna dikkat çekiliyor. Milletvekillerine göre, hedefin yürürlükteki politikaların toplam etkisinin bir sonucu olarak hesaplanması yerine çoğu üye ülke kendi mevcut enerji tüketimlerinin yüzde 9’unun ne kadar ettiğini hesapladıktan sonra buna uygun bir son hedef saptadılar ve Komisyon’a bu değeri ilettiler.
Dahası, rapora göre teklif edilen politikaların çoğu hali hazırda planlanmış ya da ESD’ye bakılmaksızın uygulamaya alınmış politikalardı.
Bununla birlikte Enerji Tasarrufu İzleme grubu etkin eylem planlarının karşılıklı öğrenme için iyi bir fırsat olduğunu çünkü farklı sektörlerde alınacak geniş kapsamlı tedbirler ve politika paketlerinden oluştuğu belirtiliyor.
Enerji tasarrufu için standart format belirlenecek
Bu potansiyeli iyi değerlendirebilmek için izleme grubu Komisyon’un 2011 yılında teslim edilmek üzere ikinci bir eylem planı seti için standart format belirlemesiğ gerektiğini bildirdi.
Rapora göre, belgelerde yapı ve bilgi düzeyinin uyumlu hale getirilmesi ve ortak bir enerji tasarrufu yönteminin belirlenmesi üye devletlerde planlama sürecini kolaylaştırabilir ve ulusal politikaların geliştirilmesinden sorumlu yetkililere destek sağlayabilir.
Komisyon benzer bir girişimle uyumlu hale getirilmiş ulusal yenilenebilir enerji eylem planları formatı hazırlanmasından yana tavır alırken bunun ulusal enerji tasarruflarının rapor edilme kalitesini artırabileceğini ileri sürüyor. AB üyesi ülkelerin şimdi yenilenebilir enerji yönergesi kapsamında ortak bir yöntem taslağı çerçevesinde kendi ulusal hedeflerine erişmelerine imkan tanıyacak hedefler belirlemesi gerekiyor.
İlk yerli spor otomobil
Malkoçlar A.Ş. ile Ostim Sanayici ile İş Adamları Derneği (OSİAD) Güçbirliği A.Ş, Türkiye’nin ilk yerli ve spor otomobil “Etox”u üretmek için işbirliği kararı aldı. Malkoçlar A.Ş’ye ait Ertex Plaza’da düzenlenen basın toplantısıyla işbirliği kararını açıklayan ve aynı zamanda otomobili yapan girişimci olan Malkoçlar A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Malkoç, “bu proje önce benim hayalimdi, şimdi Ostim ve tüm Türkiye’nin hayali olacak” dedi. Türkiye halkının kendine ait bir otomobil markasının olmadığının altını çizen Malkoç, ilk yerli ve spor otomobili üretmenin bu nedenle oldukça heyecan verici olduğunu söyledi. Malkoç, “OSTİM ve Anadolu sanayicisi Türkiye’nin otomobilini üretmek için iş başında, hayalle başlayan proje gerçeğe dönüşüyor” diyerek yerel ve merkezi idareden seri üretime geçilmesi sürecinde destek talep etti. Etox’un üretilmesi için işbirliği projesinde yer alan İç Anadolu Sanayici ve İş Adamları Dernekleri Federasyonu (İÇASİFED) Genel Başkanı Mehmet Akyürek ise Türk ve Anadolu sanayicisinin önemli bir kriz ortamından geçtiğini belirterek, krizi aşmada yeni yöntemler bulunması gerektiğini, güç birliği halinde yerli otomobil Etox’u üretip 60 yıllık bir rüyayı gerçekleştirmenin bu anlamda önemli olduğunu söyledi. Akyürek, Etox’un yüzde 100 yerli olduğunu, akü, dövme parçaları, farları ve kauçuklarının Anadolu sanayicisi tarafından üretildiğini belirtti. OSİAD Başkanı Adnan Keskin de konuşmasında, Türkiye’nin bir çok yabancı otomobil firmasının üretim üssü olduğunu, diğer yandan ise kendi otomobilini kesinlikle yapamadığını ve projenin güç birliği içinde hayata geçirmek için ellerinden geleni yapacaklarını kaydetti. OSİAD Güçbirliği A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Rıfkı Güvener de yaptığı konuşmada, projenin zor olduğunu, oluşturdukları çalışma grubundan alınacak sonuçların ardından otomobilin üretilmesi için düğmeye basacaklarını anlattı. Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ise belediye sınırlarında bulunan Ostim’de üretilmesi düşünülen Türkiye’nin ilk yerli ve spor otomobil Etox’un üretimine başlanılması için ellerinden gelen ne varsa yapmaya hazır olduklarını, merkezi idarenin de projeye destek olması gerektiğini söyledi. Etox için işbirliğine ilişkin konuşmaların ardından Malkoçlar A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Malkoç ve Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, Etox’a binerek deneme sürüşü yaptılar. Etox’un üretilmesi sürecinde 1 tasarımcı, 2 makine mühendisi, 1 uçak mühendisi olmak üzere 20 teknik personel çalıştı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Otomotiv Ana Bilim Dalı akademisyenleri tarafından, Otomotiv Teknolojileri Ar-Ge Merkezinde (OTAM) 33 ayrı testten başarıyla geçen Etox, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca verilen ERT40 araç tip onay belgesine de sahip. G segmenti otomobil kategorisinde yer alan Etox’un değeri 30-35 bin avro arasında değişiyor. OSİAD Güçbirliği A.Ş. tarafından Etox için şimdiden Avrupa Birliği ülkelerinden müşterilerin de yer aldığı 500 siparişin verildiği ve otomobilin üretilmesinin iki hafta kadar bir süre aldığı ifade edildi.
Termik santralleri ne yapmalı ?
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Profesör Figen Doran,termik santrallerin yol açtığı çevresel tehditler karşısında bilimsel çalışmaların gözardı edildiğini söylüyor. Doran bu konuda şu açıklamayı yapıyor: "Termik santrallerin insan sağlığına olumsuz etkileri artık tıp litaretüründe raporlar bilimsel makaleler yayınlanıyor, bilim yanılmaz… Kanserler arttı, bazı kanserlerin görülme yaşı küçüldü.. Solunum sistemi hastalıkları artmaya başladı. Radyasyon zedelenmelere, toz zedelenmeleri, ağır metal zedelenmeleri örneğin civa, kadmiyum gibi ağır metaler insan sağlığına uzun vadede zarar veren hastalıklar santral çevrelerinde daha sık görülüyor. Profesör Doran'a göre, termik santrallerle ilgili ciddi yaptırımlar şart.. Doran yenilerinin yapılmasını engellemek ve mevcut santrallerin de sökülmesini sağlamak gerektiğini söylüyor.
Otomasyon Günlükleri (Başlangıç Yazım )
Sayın / Sevgili okuyucular bu yazı Blooğumun ilk yazısı olmakla beraber benim de deneme amaçlı yazdığım bir yazıdır. Bir sonraki yazılarımda Mekatronik, Elektrik, Elektronik, Pnomatik, Hidrolik, PLC-Programlama, HMI-SCADA, Programlama, Tasarım ilkeleri ve bazı Programlama dilleri gibi konulara yer vereceğim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













