29 Eylül 2010 Çarşamba

Dünya bu Türk'ün peşinde

Kendi kendine elektrik üreten cihazı icat eden Türk'ün peşinde Hindistan, Almanya ve İsviçre var





Rus ajanlarının, Hindistan, Almanya ve İsviçre'nin peşinden ayrılmadığı Türk Cengiz Geldeç, hiçbir ek yakıta ihtiyaç duymadan kendi kendine elektrik üreten cihazı imal etti.

Aslen Ağrılı olan Delgeç, 3 yıldır üzerinde çalıştığı cihazdan herhangi ek bir kuvvet almadan elektrik üretmeyi başardı. Sadece 2 adet akü vasıtasıyla ilk hareketi cihaza verip daha sonra basınç yoluyla cihazın sürekli olarak çalışmasını sağlıyor. Ağrılı mucit Delgeç, ürettiği cihazı elde etmek isteyen ülkelerin olduğunu, Hindistan'dan bir heyetin gelip cihazı almak istediğini ve 5 Ekim'de de heyetin Türkiye'ye geleceğini söyledi. Ürettiği cihazları başkalarının eline geçmemesi için imha ettiğini söyleyen Delgeç, peşine Rus ajanlarının düştüğünü söyledi.

600 BİN DOLAR HARCADIM

Delgeç, cihazın AR-GE çalışmaları için 600 bin dolar para harcadığını, 3 yıldır bu cihazın üzerinde çalıştığını ve finansmanının ise Ümit Topçu olduğunu söyledi.

Yaptığı sistemin gizliliği nedeniyle fiziksel yapısı hakkında fazla detay vermeyen Delgeç, yaptığı ürüne devletin sahip çıkmasını istiyor. Devlet sahip çıkmadığı takdirde Hindistan'dan gelen teklifi değerlendireceğini sözlerine ekleyen Delgeç, Hindistan'ın cihaz için milyar dolarlar önerdiğini söyledi.

İLK GÜCÜ AKÜDEN ALIYOR

Ürettiği elektrikli arabanın tamamen aküden aldığı ilk hareketle çalıştığını, herhangi bir şekilde prize takılarak şarj edilmediğini saatte 90-95 km hızlara ulaştığını belirten Delgeç, Almanya ve İsviçre'nin bu arabaya talip olduğunu ve patentini almak istediklerini söyledi.

RUSYA PEŞİME AJAN TAKTI

Başka bir icadının ise ısıtma sistemi olduğunu, bu sistemin peşine Rus ajanlarının düştüğünü ve bu yüzde 1 yıl boyunca ortadan kaybolduğunu belirten Delgeç, bu sistemin 120 metrekare alanı rahatlıkla ısıtabildiğini ve herhangi yardımcı yakıta ihtiyacı olmadığını kaydetti.

TÜM EMEKLERİM TÜRKİYE İÇİN

Delgeç, tüm emeklerinin Türkiye'de kalması için çaba sarfettiğini, icadını yabancılara satmak istemediğini ancak bundan sonra gelecek olan teklifleri değerlendireceğini söyledi.

Microsoft açığını kapıyor

Microsoft, saldıralara neden olan sunuculardaki açığı kapatmak için yama yayınlıyor...

İnternet siteleri yaratmak için kullanılan ASP .Net framework'teki açığı kapatmak için Microsoft bir yama çıkaracağını açıkladı. Birkaç saldırıda kullanıldıktan sonra ortaya çıkan açık, Windows Server işletim sistemi kullanan sunucuları doğrudan etkiliyor.

Normal masaüstü Windows işletim sistemleri ise Web sunucusu çalıştırmadığı sürece bu açıktan etkilenmiyor. Yazılım devi, kullanıcıları korumak için ayrı bir yamanın çıkartılmasının gerekli olduğunu da bir blog yazısında belirtti.

Güncellemeleri yapabilmek için Windows Download Center'a uğrayabilir ya da otomatik güncellemenin gelmesi için birkaç gün daha bekleyebilirsiniz.

Türkiye'de internet sansürü yok

Cumhurbaşkanı Gül; Türkiye'de internet sansürü olmadığını, bazı internet sitelerine erişememe konusunun vergi kanunlarının yetersizliğinden kaynaklandığını söyledi.






NEW YORK - Columbia Üniversitesi Kütüphane salonunda düzenlenen ''Dünya Liderler Forumu''nda konuşma yapan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'de ifade özgürlüğü konusunda son dönemde inanılmaz bir açılım ve serbestleşme yaşandığını vurguladı.

Medyada artık tekelleşmenin kalktığını ve kendi gündemleri ve güçleri olan pek çok medya grubu bulunduğunu belirten Gül, Türkiye'de 40'tan fazla ulusal, yüzlerce yerel TV kanalı, yüzlerce yerel ve ulusal radyo kanalı olduğunu, internet kullanımının rekor kırdığını dile getirdi.

"Türkiye, İngilizce konuşulan ülkelerden sonra Facebook kullanıcısı en yüksek ülke" diyen Gül, kendi Twitter sayfasının sürekli takip edildiğini, Twitter'ın kendisi için okuduğu basın raporlarından çok daha direk bir bilgi kaynağı olduğunu söyledi.

Türkiye'de internet açısından bazı sorunlar da olduğunu belirten Gül, Türkiye'de sayıları az da olsa bazı küresel sitelere ulaşımın sağlanamadığını, kendisine bu konuda bir sorunun geçen gün CNN'e verdiği bir mülakatta da sorulduğunu aktardı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Size de onlara da söylediğimi söyleyeyim. Bunun sansürle ilgisi yok. Bu, bizim vergi kanunlarımızın yetersizliğinden kaynaklanıyor. Hem hükümeti hem de Meclisi, bu kanunları en kısa zamanda güncellemeleri konusunda teşvik ediyorum. Türkiye bunu yapmakta gecikmeyecektir'' diye konuştu.

Türkiye'de bugün pek çok Kürtçe yayın yapan özel TV kanalları dışında TRT'nin de Kürtçe yayın yapan kanalı olduğunu söyleyen Gül, Türkiye'de bugün her konunun sınırlara tabii tutulmadan konuşulabildiğini,sorunların açıkça tartışılabildiğini, sivil toplumun giderek geliştiğini ve ülkede insan hakları, hukukun üstünlüğü ve özgürlüklerin hakim olduğunu söyledi.

Bu noktaya gelmenin kolay olmadığını, Türkiye'nin bunun bedelini ödediğini ifade eden Gül, Türk toplumunun her kesiminin zor zamanlardan geçtiğine dikkati çekti.

28 Eylül 2010 Salı

Hiç silinmeyen çerez

Bilgisayarınızda girdiğiniz siteleri, sitelere yazdığınız kullanıcı adlarını kısacası geçmişse dair herhangi bir izi silmek için, tarayıcılardaki çerezlerle(cookie) beraber, internet geçmişini silmek oldukça sık kullanılan bir yöntem. Ancak "Evercookie" bu yönteme, silinmeyerek çomak sokuyor.

2005'te Myspace worm'u piyasaya süren Samy Kamkar tarafından internete sürülen bu "çerez", bir gün içinde yapıldı. JavaScript'te yazılan evercookie'nin işleyişi ise şu şekilde; normal "çerez" verilerini birçok şekilde bilgisayarınızda depoluyor, kendini tarayıcınızın HTTP, Flash, internet geçmişi ve SQlite gibi bölümlerine yerleştiren evercookie silinme uyarısını aldığı anda "çerezleri" tekrardan yaratıyor.

Safari'nin, Özel Gezinme seçeneği bu "çerezi" engellese de, diğer tarayıcılarda, Kamkar'ın tam bir test yapmamasından dolayı nasıl davrandıkları henüz tam olarak bilinmiyor.

27 Eylül 2010 Pazartesi

İran daki nükleer santralleri virüs vurdu

Mossad-CIA virüsü olan Stuxnet adlı bilgisayar virüsü, İran’ın nükleer programını vurdu İran’ın nükleer programına bir Rus uzmanın bilgisayarından sızan Stuxnet adlı bilgisayar virüsü, İran’daki Buşehr nükleer santralinde tüm faaliyetlerin durmasına sebep oldu.

Ahmedinejadı çıldırtan virüs!

Mossad-CIA virüsü olan Stuxnet adlı bilgisayar virüsü, İran’ın nükleer programını vurdu İran’ın nükleer programına bir Rus uzmanın bilgisayarından sızan Stuxnet adlı bilgisayar virüsü, İran’daki Buşehr nükleer santralinde tüm faaliyetlerin durmasına sebep oldu.

Batı dünyası, İsrail ve istihbarat örgütleri yıllardan beri İran’ın nükleer programını durdurmak için ellerindeki tüm imkanları kullanıyordu. Yıllardır verilen bu mücadelede sonuç bir bilgisayar virüsü ile alındı. Önce gizlice sonradan açıktan açığa yürüttüğü nükleer program dün zorunlu olarak durdurulmak zorunda kaldı. Bunun sebebi ise Stuxnet adlı bilgisayar virüsü. Rusya tarafından inşa edilen İran’ın faaliyetteki tek nükleer santrali Buşehr’de görevli bir Rus uzmanın bilgisayarından kaynaklandığı belirtilen virüs, İran’ın nükleer programıyla bağlantılı 30 bin bilgisayara bulaşınca İran yönetimi devlet sırlarını ülke dışına çıkarmaya programlanan ve nükleer santraldeki Siemens marka araçları kontrol altına alan bu virüs karşısında çaresiz kalarak santrali devre dışı bıraktı. Durum böyle olunca akıllara virüsün kim tarafından ve nasıl yayıldığı sorusu geldi.

Özel olarak tasarlanmış İsrail istihbaratıyla bağlantılı Debka sitesinin iddiasına göre Stuxnet, Amerikan istihbaratı CIA ile İsrail istihbaratı MOSSAD’ın ortak üretimi. İki gizli servisin siber savaş birimleri tarafından üretildiği sanılan virüsün sadece İran’ı ve İran‘ın nükleer programıyla bağlantılı bilgisayarları hedef alması da bu olasılığı güçlendiriyor. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un “Siber Savaş” Biriminin başında bulunan Amiral Bernard Mccollough, “Stuxnet’in tarihte görülen en komplike ve en güçlü virüs” olduğunu söyledi. Gazetecilerin, “Peki bu virüsün sizinle alakası var mı?” sorularını ise yanıtsız bıraktı. Virüsü bilgisayarlardan temizlemek için günlerdir büyük mücadele veren İranlı uzmanlar ise Stoxnet virüsünün Buşehr nükleer santralin çalışmasını engellemek için özel olarak dizayn edildiğini açıkladı.

Virüs saldırısı sonucu tüm faaliyetleri duran Buşehr Nükleer Santrali’ndeki saldırıyla ilgili Devlet Başkanı Ahmedinecad’ın çok kızdığı belirtiliyor.

25 Eylül 2010 Cumartesi

Google iyi fikre 10 milyon dolar yağdırdı

En büyük arama motoru google küresel sorunların çözümüne yönelik projelere para yağdırdı. İnsan gücüyle ray üzerinde çalışan toplu taşıma araçları 1 milyon dolar kazandı



Google'ın en iyi fikir yarışması sonuçlandı. Beş proje ödüle ve desteklenmeye değer görülerek, bu projeler için 10 milyon dolarlık yatırım yapılmasına karar verildi.
Google Proje 10 üzeri 100 isimli projeye 170'ten fazla ülkeden binlerce kişi 150 binin üzerinde fikir gönderdi. Bu gruptan, halka açık oylama için son 16 fikir belirlendi.

Aşağıdaki beş fikir en çok oyu aldı ve Proje 10 üzeri 100'ü bu fikirler kazandı. Son 12 ay içinde, bu fikirleri gerçekleştirmeye yönelik somut teklifler incelendi. Aşağıdaki küresel sorunların çözümü üzerinde çalışan beş başarılı kuruluşa toplam 10 milyon ABD doları verilmesi kararlaştırıldı. İşte Google'ın 10 milyon dolar akıtacağı projeler.

Fikir: Eğitimsel içerik ücretsiz olarak çevrimiçi hale getirilsin
Desteklenen proje: Khan Academy, 1600'den fazla öğretim videosundan oluşan çevrimiçi kitaplığı aracılığıyla herkese, her yerden yüksek kaliteli, ücretsiz eğitim sağlayan, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş. Daha fazla kurs oluşturulmasını desteklemek ve Khan Academy'nin temel kütüphanesinin dünyada en çok konuşulan dillere çevrilmesini sağlayabilmek için Google 2 milyon ABD doları veriyor.

Fikir: Bilim ve mühendislik eğitimi yaygınlaştırılsın
Desteklenen proje: FIRST, ekip rekabetini öne çıkararak dünyanın her yerinde bilim ve matematik eğitimini tanıtan, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş. Kuruluşun görevi, gençlerin profesyonel mühendisler ve bilim adamlarıyla birlikte çalışmalarını sağlamak ve gençlere gerçek dünya deneyimleri kazandırarak bilim ve teknoloji alanında önemli kişiler olma isteği aşılamak. Öğrenciler tarafından yönlendirilen ve daha fazla öğrenci ekibinin FIRST'e katılmasını sağlayacak yeni robot ekibi bağış toplama programlarının geliştirilmesi ve başlatılması için Google 3 milyon ABD doları verdi.

Fikir: Hükümet daha şeffaf bir hale getirilsin
Desteklenen proje: Public.Resource.Org, ABD'de kamuya açık devlet belgelerine çevrimiçi erişim sağlamaya odaklanmış, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş. ABD'nin yasal malzemelerine herkesin erişebilmesi için bunların çevrimiçi ortama taşınmasına yardımcı olmak üzere Google, Public.Resource.Org'a 2 milyon ABD doları veriyor.

Fikir: Toplu taşıma alanında yenilikler teşvik edilsin
Desteklenen proje: Shweeb, tek ray üzerindeki insan gücüyle çalışan araçların kullanıldığı, kısa/orta mesafeli, şehir içi kişisel ulaşım aracı için geliştirilmiş bir kavram. Şehir içinde Shweeb teknolojisinin test edilmesi amacıyla araştırma ve geliştirme çalışmalarını desteklemek için Google 1 milyon ABD doları veriyor.

Fikir: Afrikalı öğrencilere nitelikli eğitim sağlansın
Desteklenen proje: Afrika Matematik Bilimleri Enstitüsü (AIMS), Güney Afrika'nın Cape Town kentinde matematik ve bilim eğitimi veren, bu konuda araştırmalar yürüten bir merkez. AIMS’nin birincil odak noktası, yeni üniversite mezunlarının lisansüstü eğitim ve doktora çalışmaları öncesi gerekli becerileri ve bilgileri almalarına yardımcı olan, bir yıllık geçiş programı. Afrika'da üniversite düzeyinde matematik ve bilim çalışmalarını yaygınlaştırmak üzere başka AIMS merkezlerinin açılmasını sağlamak için Google 2 milyon ABD doları veriyor.

FİKİRLER NASIL DEĞERLENDİRİLDİ
Fikirlerin değerlendirme aşamasında çok sayıda etken göz önüne alındı. İşte bu etkenler:
  • Topluluk: İnsanların birbirine bağlanmasına, topluluklar oluşturmalarına ve özgün kültürleri korumasına nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Fırsat: İnsanların, kendilerine ve ailelerine daha iyi bakmalarına nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Enerji: Dünyanın, güvenli, temiz ve ucuz bir enerjiye yönlenmesine nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Çevre: Daha temiz ve sürdürülebilir küresel bir ekosistemi teşvik etmeye nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Sağlık: İnsanların, daha uzun ve sağlıklı yaşamalarına nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Eğitim: İnsanların, daha iyi eğitime daha fazla erişebilmelerine nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Barınma: Herkesin yaşayacak güvenli bir yere sahip olmasına nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Diğer konular: Bazen en iyi fikirler, hiçbir kategoriye sığmazlar.
Puanlama yapılırkense işte bu kriterler göz önüne alındı:
  • Kapsam: Bu fikir kaç insanı etkileyecek?
  • Derinlik: İnsanlar ne kadar derinden etkilenecek? İhtiyaç ne kadar acil?
  • Yapılabilirlik: Bu fikir bir veya iki yıl içinde uygulanabilir mi?
  • Etkinlik: Fikriniz ne kadar basit ve makul bir maliyetle gerçekleştirilebilir?
  • Etki süresi: Fikriniz ne kadar süreyle etkili olacak?

24 Eylül 2010 Cuma

Turksat-1C artık emekli

Türkiye'nin ilk gözağrılarından Turksat-1C iletişim uydusu, 14 yıllık hizmetini tamamladı. Uydu, bir üst yörünge dilimindeki 'uzay çöplüğü'ne gönderilecek.


Fransız firması tarafından üretilerek, 10 Temmuz 1996'da uzaya fırlatılan TÜRKSAT-1C uydusu, emekliye ayrıldı. Uydu 14 yıllık hizmetinin ardından bundan sonraki yeri olan uzay çöplüğüne gönderilecek.

TÜRKSAT A.Ş. Genel Müdürü Özkan Dalbay, uydunun emekliye ayrılması nedeniyle basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Dalbay, uydunun Fransız Aerospatiale firması tarafından üretildiğini ve 1996 yılında Fransız Guyanası'ndan uzaya fırlatıldığını anımsattı.

Bu uydunun, o dönemde 31 derece Doğu boylamındaki geçici yörüngesine yerleştirildiğini anlatan Dalbay, uydunun tasarım ömrünün de 10 yıl olduğunu ifade etti. Bununla birlikte uydunun üretim ve fırlatma performansı bakımından iyi olduğunu ve böylece ömrünün de 12 yıla uzadığını aktaran Dalbay, daha sonra yapılan çalışmalarla bu sürenin 14 yıla ulaştığını ve bugün itibariyle uydunun ömrünü tamamladığını kaydetti.
Uyduların yörüngelerinin bozucu dış etkenler nedeniyle sürekli olarak manevralarla kontrol altında tutulduğuna işaret eden Dalbay, ''Bu sebeple uydu ömürleri manevralar için gerekli olan yakıt miktarıyla orantılıdır'' dedi. TÜRKSAT-1C uydusunun üzerinde bulunan yakıt miktarının her manevra sonrasında yeniden hesaplandığını dile getiren Dalbay, ömür sonu hesabının da hem TÜRKSAT AŞ hem de üretici firma uzmanlarınca düzenli olarak yapıldığını söyledi.




TÜRKSAT-1C uydusunun yerine 13 Haziran 2008'de TÜRKSAT-3A uydusunun fırlatıldığını da anımsatan Dalbay, toplam 14 yıllık ömrünü tamamlayan uydunun, verdiği hizmetlerle çok büyük bir katkısının bulunduğunu belirtti.

"UZAY ÇÖPLÜĞÜNE" GİDİYOR

TÜRKSAT A.Ş. Genel Müdürü Özkan Dalbay, hali hazırda salınımlı yörüngede işletilen TÜRKSAT-1C uydusunun, ömür sonuna gelmesi nedeniyle üretici firmayla koordinasyon ve Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nin belirlediği standartlara uygun olarak ''uzay çöplüğüne'' gönderileceğini bildirdi.

''Uzay çöplüğü'' diye tabir edilen alanın, mevcut yörüngeden daha üst bir yörüngeye çıkarılmayı ifade ettiğini anlatan Dalbay, ''Yani kontrol dışına bırakılmak anlamına geliyor. Burası da haberleşme uydularının filler mezarlığı'' dedi.

Uydunun, yakıt hesaplamalarından sonra ''uzay çöplüğüne'' gönderilmesi için yapılan değerlendirmelerin, temmuz ayında başladığını ve daha sonra yönetim kurulunca alınan kararla uygun bulunduğunu kaydeden Dalbay, ''Uydumuz, uzay çöplüğünde hak ettiği yeri alacaktır. Peki bu uydumuza bir şey olacak mı? Hayır bir şey olmaz. Belki bin sene uzay çöplüğünde dönmeye devam edecektir'' diye konuştu.

TÜRKSAT-4A ve TÜRKSAT-4B UYDULARI

Uluslararası Telekomünikasyon Birliğinin, Türkiye'ye 3 yörünge tahsis ettiğini, 2019 yılında bu 3 yörüngenin 5'e çıkartılmasını istediklerini belirten Dalbay, bu 5 yörüngenin Türkiye'nin kontrol edebileceği ve uydu kanalıyla ulaşabileceği alanı artıracağını vurguladı.

Böylece dünyanın yüzde 91'ine ulaşabilecek bir ağa sahip olunacağını dile getiren Özkan Dalbay, bundan sonra 2 önemli projenin bulunduğunu yaklaşık 1 hafta içerisinde de TÜRKSAT-4A ve TÜRKSAT-4B uydularının tedarik edileceğini bildirdi.

Dalbay, 2015 yılının ilk aylarında TÜRKSAT-5A, 2017-2019 periyotunda ise Türkiye'de üretilmiş diğer uyduları yörüngelere yerleştirmeyi hedeflediklerini söyledi.

TÜRKSAT A.Ş. Genel Müdürü Dalbay, 1989 yılında başlatılan uydu çalışmalarının 30 yıl içerisinde çok önemli bir noktaya geldiğine işaret ederek, TÜRKSAT-1C'nin 400 milyon dolarlık bir katkısının olduğunu belirtti.

Uydunun, bu katkısının yanı sıra bir de dolaylı katkılarının bulunduğunu anlatan Dalbay, ''Türkiye, kendi haberleşme uydularını işletmemiş olsaydı, bu 400 milyon doların çok daha fazlası yabancı uydu operatörlerine hem Türk televizyonları hem de internet ve data iletimini yapanlar tarafından verilecekti'' dedi.

Dalbay, bir gazetecinin TÜRKSAT-4A ve TÜRKSAT-4B uydularının tedarik sürecine ilişkin kaç teklifin bulunduğunu sorması üzerine, 3 teklifin olduğunu, bunların da Amerika, Avrupa ve Asya'dan birer ülke olduklarını bildirdi.

Değerlendirme sürecinin 6 aydır devam ettiğini dile getiren Dalbay, yaklaşık 1 hafta veya 10 gün içerisinde hangi firma ile çalışacaklarının da belli olacağını, sözleşmenin de ekim ayı ortalarında imzalanabileceğini sözlerine ekledi.

Daha sonra TÜRKSAT-1C uydusunun emeklilik plaketi, TÜRKSAT A.Ş. Genel Müdürü Özkan Dalbay tarafından TÜRKSAT A.Ş. Gölbaşı Yerleşkesi'ndeki Eurasiasat binasının alt katındaki yerine çakıldı.

iPhone4'ün Fiyatı

Vodafone, Türkiye’de merakla beklenen iPhone 4’ü, 24 Eylül’den itibaren satışa sundu. iPhone 4 fiyat açıklaması için gece saat 00:00'a kadar bekleyebilen Vodafone iPhone 4'leri tüm Türkiye genelinde Vodafone Cep Merkezleri’nden ön ödemesiz aylık 65 TL’den başlayan fiyatlarla ve ayrıcalıklı servislerle satmaya başladığını bildirdi. Hemen arkasından da Turkcell'in fiyat açıklaması geldi.

İlk iPhone 4'ü o kaptı!

Vodafone'un açıklamasında, "Vodafone, tüm zamanların en iyi cep telefonu olarak tanıtılan iPhone 4’ü, 24 Eylül’de kullanıcılarıyla buluşturdu. Vodafone, taşıdığı yeni özellikler sayesinde çoğu kişinin sabırsızlıkla beklediği iPhone 4’ü, çok uygun tarife ve hizmet seçenekleriyle müşterilerinin beğenisine sundu. Telefonlarını Vodafone Cep Merkezleri’nden aylık 65 TL’den başlayan fiyatlar ile alan iPhone 4 meraklıları, Vodafone’un sunduğu avantajlarla eşsiz bir iPhone 4 deneyimi yaşayacak" ifadeleri yer aldı.

VODAFONE TÜRKİYE'DEN AÇIKLAMA

Vodafone Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi Gökhan Öğüt, "Teknoloji meraklıları uzun zamandan beri iPhone 4'ün Türkiye'ye gelmesini sabırsızlıkla bekliyorlardı. iPhone 4'ü mobil iletişim lideri Vodafone'un ayrıcalıklı hizmetleriyle tüketicilerimizle buluşturmak için çok önceden çalışmalarımıza başladık. Bugün, iPhone 4’ü, Vodafone farkıyla Türkiye’de kullanıcılarımızla buluşturmanın heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye’nin tek uluslararası operatörü olarak, global gücümüz, müşteri odaklı yaklaşımımız bizi diğer operatörlerden farklılaştıran en belirgin özelliklerimiz” dedi.

30 MB İNTERNETİ YURTDIŞINDA DA KULLANDIRACAK

Öğüt sözlerine şöyle devam etti: “iPhone’larını Vodafone’dan alan abonelerimize özel fiyatlarla sunduğumuz tarife paketleri içinde yer alan 30 MB mobil internet kullanım haklarını yurtdışında da kullanabilmelerine olanak tanıyoruz. Yine müşterilerimize paketlere dahil dakikalarını yurtiçinin yanı sıra yurtdışında kullanma fırsatı sunuyoruz.

VODAFONE RED TEKLİFİ

Herhangi bir iPhone 4 paketinden birini alan müşterilerimize sunduğumuz en önemli ayrıcalık ise Vodafone Red üyeliği. Müşteri odaklı yaklaşımımızın bir yansıması olan Vodafone Red dünyasında üyelerimize, kendilerine özel, hayatlarını kolaylaştıracak hizmetler sunuyoruz. Vodafone Red üyelerilerimiz, kendilerine hizmet vermek üzere oluşturulan Özel Müşteri Hizmetleri ekibine 7 gün 24 saat anında ulaşabilecek. Vodafone Red Team adını verdiğimiz bu ekibimiz, müşterilerimizin bulunduğu yere gelerek iPhone’larıyla ile ilgili anında teknik hizmet ve destek verecekler.”

Vodafone Red’in üyelerine sağladığı diğer avantajlar arasında Red Back-Up Kişisel Asistanlık Hizmeti, İndirimli Havaalanı Servisi ve Türkiye ve dünyadaki birçok seçkin markaya ait ürün ve çok özel mekânlarda indirim avantajı yer alıyor.

Vodafone, müşterilerinin kullanım ihtiyaçlarına ve alışkanlıklarını göz önünde bulundurarak iPhone’a özel olarak iki farklı teklif hazırladı. Bunlardan ilki bedava konuşma dakikaları, SMS/MMS ve sınırsız internet alternatifleri içeren Kontratlı Paketler diğeri ise ücretsiz mobil internet deneyimi sunan Kontratlı Mobil İnternet Paketleri.

KONTRATLI PAKETTE AYLIK 149 TL FİYATLA

Geniş tarife ve fiyat paketleri ile zenginleştirilen Kontratlı Paketlere göre; bir yandan yurtdışı ile sık telefon görüşmesi yapan, SMS gönderme alışkanlığı bulunan kullanıcılar iPhone 4’e aylık 149 TL’den başlayan fiyatlarla Vodafone farkı ile sahip olurken bir yandan da Vodafone Red dünyası ayrıcalıklarından yararlanacak.

KONTRATLI MOBİL İNTERNET PAKETİYLE AYLIK 65 TL'YE

Kontratlı Mobil İnternet paketlerinde ise mobil internet paketini alan ve Cep Avantaj ile İş Ortağım tarifelerini seçenler aylık 65 TL’den başlayan fiyatlarla iPhone 4 sahip olurken, yine Vodafone Red dünyası ayrıcalıklarına sahip olacak.



Vodafone'un Kontratlı Paketleri

iPhone 4 için avantajlı 18 ay taahhütlü paket bedava dakikalar, SMS/MMS’ler, sınırsız internet ve Red dünyasına özel ayrıcalıklı servisler içeriyor:


Vodafone'un Kontratlı Mobil İnternet Paketleri

Cep Avantaj ve İş Ortağım tarifelerini seçenler, mobil internet paketine 24 ay taahhüt vererek ücretsiz iPhone, ücretsiz internet deneyimi ve Red dünyasının ayrıcalıklarına sahip olacak:



TURKCELL'İN TARİFESİ

Vodafone'un açıklamasından 1 saat geçmeden Turkcell de tarifesini açıkladı...

iPhone 4’e Turkcell müşterileri ek bir ücret ödemeden, aylık 95TL’den başlayan ödemelerle kontratlı olarak sahip olabilecek. Üstelik farklı ihtiyaçlara yönelik paket seçeneklerinin içinde dakikalarca konuşma, SMS ve mobil internet avantajları da yer alıyor. Ayrıca büyük ve orta paketle Turkcell’in ayrıcalıklar dünyası Turkcell Platinum’a da üye olunuyor. Turkcell Platinum müşterileri Turkcell hatları ve telefonlarıyla ilgili hizmeti bulundukları yere kadar getiren Özel Hizmet Ekibi, kendilerine özel hizmet aldıkları 0532 757 1 532 numaralı Özel Müşteri Hizmetleri, diledikleri faturalarında indirim ve özel cihaz tekliflerinden faydalanıyor. Ayrıca Turkcell Platinum müşteriler kendilerine özel kontenjandan faydalanarak yazın Turkcell Kuruçeşme Arena konserlerine bir konuklarıyla birlikte katılabiliyor. Turkcell Platinum müşterileri yine bir konuklarıyla birlikte vizyondaki filmleri ön ve özel gösterimlerde izliyor, kendilerine özel davetlerde ağırlanıyorlar. Dönemsel olarak pek çok özel markada Turkcell Platinum müşterilerine özel indirim ve hediyeler sunuluyor.

Büyük Paket


Her yöne 1000dk + Turkcell’lilerle5000dk + 3000SMS + 4GB internet paketi

185 TLX24 ay

199 TLX24 ay

Orta Paket

Her yöne 500dk + 500 SMS + 4GB internet paketi

155 TLX24 ay

169 TLX24 ay

Küçük Paket

Her yöne 150dk + 150SMS + 4GB internet paketi

119 TLX24 ay

129 TLX24 ay

Mini Paket

Haftada 2 gün Turkcell’lilerle konuşma ve mesajlaşma+ aylık 1GB internet paketi

95 TLX24 ay

105 TLX24 ay

iPhone4’ü, kontratsız olarak alan Turkcell müşterilerini de avantajlı teklifler bekliyor. iPhone 4 16 GB peşin olarak KDV dahil 805 Euro, iPhone 4 32 GB ise KDV dahil 950 Euro karşılığı alınabilecek. iPhone4’ü kontratsız alan Turkcell’liler, 1 GB internet paketinden 12 ay boyunca indirimli olarak ayda 25TL’ye yararlanacak ve haftada 2 gün Turkcell’lilerle ücretsiz konuşma ve mesajlaşma avantajına sahip olacak. Ayrıca, iPhone 4, Turkcell’de World ile peşin fiyatına 10 taksit fırsatıyla satışa sunulacak.

23 Eylül 2010 Perşembe

Cep telefonu öldürüyor!

Cep telefonundan kaynaklanan ölümler artıyor ama bunun nedeni yaydıkları radyasyon değil!




Cep telefonları hayatlarımıza girdiğinden beri ne kadar çok şey değişti farkında mısınız? Fakat bu değişimlerin en büyüğü haberlerde gördüğümüz dikkatsizlikten dolayı yaşanan kazalar olarak 21. Yüzyıla damgasını vurdu.

Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre; geçen sene dikkatsizlik yüzünden 5,474 ya da başka bir değişle toplamda olan kazaların yüzde 16'sı kadar kaza sadece dikkatsizlik yüzünden gerçekleşti. Bu rakamın 995 tanesiyse direk olarak cep telefonu kullanıcıları yüzünden oldu. Ayrıca hesaplamalara göre araçta cep telefonu kullanımı yüzünden 24,000'den fazla kazaya ve yaralanmaya mahal verdi.

Araştırmalar doğrultusunda; yaşları 30 ila 39 arasında olan cep telefonu kullanıcıları yüzde 24 gibi bir oranla kaza yapmaya en yakın gurubu oluşturuyor. 20 yaş altı kullanıcılar yüzde 16, 20 ila 29 arası; yüzde 21 ve son olarak 40 ila 59 yaş arası kullanıcılar yüzde 20'lik bir kaza payına sahipler.

Araç kullanırken, mail atma ya da mesaj yazma gibi işlemlerin ne zaman tam anlamıyla yasaklanacağıysa merak konusu.

Ergani'de kaliteli petrol bulundu

TPAO tarafından Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Güney Sarık-2 sahasında açılan kuyudan 36 gravitede kaliteli petrol bulundu.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Batman Bölge Müdürlüğüne bağlı sondaj ekibinin Ergani ilçesi yakınlarındaki Güney Sarık-2 sahasında 2 ay önce açtığı kuyuda 700 metreden sonra petrol emarelerine rastlandı.

Petrol emarelerinin bulunması üzerine verilen talimatlar doğrultusunda kule ekibi sondaj çalışmalarını hızlandırdı. Sondaj çalışmalarında 2 bin 126 metreden alınan testlerin değerlendirilmesiyle çıkan petrolün 36 gravitede olduğu belirlendi.

Daha önce aynı bölgede Güney Sarık-1 kuyusunu açan TPAO'nun buradan sonuç alamamasından sonra Güney Sarık-2 kuyusunda yüksek graviteli petrol elde etmesi sevinçle karşılandı. Sondaj kulesinin sahadan ayrılmasından sonra üretim ekibinin sahayı devralarak üretime başlayacağı bildirildi.

TPAO yetkilileri, rezerv ve üretim konusunda bilgi vermenin henüz erken olduğunu belirterek, günlük üretim konusunda üretim ekibinin sonuç açıklayacağını söyledi.

22 Eylül 2010 Çarşamba

Avrasya’nın en büyük bilişim şovu için geri sayım başladı

Türk şirket ve girişimcilerinin küresel rekabette dünyanın güçlü oyuncuları arasında yerini alması için büyük bir fırsat sunan CeBIT Bilişim Eurasia 2010 için geri sayım başladı.


6-10 Ekim tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde 11’nci kez düzenlenecek olan Avrasya Bölgesi’nin en büyük bilişim fuarı CeBIT Bilişim Eurasia’da, 21. yüzyılın heyecan verici ürün ve hizmetleri ilk kez görücüye çıkacak

Her yıl onbinlerce teknoloji tutkununun yanı sıra, ulusal ve uluslararası firmaları, kamu kurumlarını, devlet yetkililerini, Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ve akademisyenleri aynı çatı altında bir araya getiren Avrasya’nın en büyük bilişim fuarı CeBIT Bilişim Eurasia, 11’nci yılında katılımcı ve ziyaretçilerine bir fuardan daha fazlasını sunacak.

6-11 Ekim’de binlerce yeni ürün ve hizmetin ilk defa ziyaretçilerin beğenisine sunulacağı fuara paralel olarak düzenlenecek forum, konferans ve seminerlerle bu yıl kaçırılmayacak bir bilgi paylaşım platformu oluşturulan CeBIT Bilişim Eurasia’da iş bağlantıları gerçekleştirmeye olanak sunan özel alım heyeti programı ve ‘b2fair Matchmaking’ eşleştirme etkinliği de düzenlenecek.

GELECEĞİN AKILLI ŞEHİRLERİ ŞAŞIRTACAK


Katılımcı ve ziyaretçilerine mevcut bağlantılarını sağlamlaştırma ve yeni iş ortaklıkları kurmalarını sağlayan CeBIT Bilişim Eurasia’da bu yıl ‘Akıllı Yaşam Konseptleri’nin öne çıktığı bir yıl olacak.

Türkiye’nin artan bölgesel gücü, gelişen yeni iş ilişkileri ve iş modellerinin yanı sıra Türkiye’nin çevre ülkeler tarafından model olarak gösterileceği platformda; büyüyen şehirlerin iletişim, güvenlik, ulaşım, hava kirliliği, eğitim, sağlık ve alt yapı alanlarında karşılaştığı sorunları bilişim teknolojileriyle nasıl giderilebileceği hazırlanan projeler ile aktarılacak. Ayrıca fuar süresince düzenlenecek seminer, konferans ve panel etkinlikleriyle konunun bütün paydaşlar ile paylaşılması sağlanacak. Proje kapsamında Ortadoğu coğrafyası, Kuzey Afrika, CIS ülkelerinden ve ülkemizin 81 ilinden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden il özel idarelerinden sorumlu yöneticileri, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yetkililerini, belediye başkanları, belediye başkan ve yardımcıları, bilgi işlem yetkililerine aktarılacak.

BİLİŞİM ETKİNLİKLERİNİ HİFAŞ ORGANİZE EDİYOR


CeBIT Bilisim Eurasia’nın 11’nci yılında hazırladığı yeniliklerinden biri de forum, seminer ve konferanslar. Günümüz fuarlarının kilit noktası olan konferans ve forumlar bu yıl Tuyap ve Kongre Merkezinde 6 – 10 Ekim tarihleri arasında CeBIT Bilişim Eurasia’ya paralel olarak HİFAŞ tarafından organize edilecek.

Geçtiğimiz yıllarda düzenlenen Bilişim Zirvesi organizatörünün fuar alanında seminer, forum ve konferansları düzenlemeye yönelik anlaşma maddelerinin bazılarına uymaması nedeniyle, CeBIT Bilişim Eurasia bünyesinde sektör liderleri, araştırmacılar, akademisyenler, firmalar, devlet yetkilileri ve STK’ların katılımıyla gerçekleşen, bilişim etkinlikleri bu yılHİFAŞ tarafından organize edilecek.
Fuarda öne çıkacak yeniliklerden bir diğeri de, katılımcıların hedef ziyaretçileriyle bir araya gelerek iş görüşmeleri gerçekleştirebilecekleri en kapsamlı networking ve eşleştirme platformu oluşturan b2fair Matchmaking etkinliği. HİFAŞ ve Deutsche Messe AG tarafından yürütülen pazarlama ve tanıtım faaliyetlerine ek olarak bu yıl Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) ilk kez CeBIT Bilişim Eurasia’ya destek vererek “Uluslararası Satın Alma Heyetleri Programı” kapsamında 58 farklı hedef ülkeden satın alma heyetini fuara davet ediyor.

CeBIT Bilişim Eurasia 2010’da, her yıl düzenlenen Anadolu Heyetleri Programı da bu yıl daha kapsamlı bir içerikle hazırlandı. Anadolu’da hedef şehirlerde faaliyet gösteren iş adamları, karar vericiler ve profesyoneller sanayi ve ticaret odaları, belediyeler ve üniversitelerin iş birliğiyle CeBIT Bilişim Eurasia’da buluşacak.

CeBIT Bilişim Eurasia’nın ana sponsorluğunu üstlenen dünyanın lider uydu operatörlerinden TÜRKSAT A.Ş., uydular üzerinden sağladığı her türlü haberleşme hizmetinin yanı sıra, ileri iletişim teknolojilerini yaşamın her alanında etkin kılan dev projelerini katılımcı ve ziyaretçilere sunacak. Broadcast, Cable & Satellite Uluslararası Fuar ve Konferansı da aynı tarihler arasında fuara paralel olarak düzenlenmeye devam edecek

21 Eylül 2010 Salı

12 saatte milyon dolarlık adam oldu!

12 saat içerisinde 9 milyon doları hesabına geçirdi ama ceza almadan kurtuldu. İşte nedeni

Hacker'lar dünya çapında suç işlemeye devam ediyor. Bu seferki Hacker pek de farklı olmayan bir şey yaptı ve banka ATM'lerine saldırdı.

Nitekim Viktor Pleshchuk Rus savcılar tarafından sadece altı aylığına alıkoyuldu. Herhangi bir ceza almamasının sebebiyse kendisi gibi büyük işler başaran diğer Hacker'lar hakkında çok net bilgiler vermiş olması. Tabi bu arada, dolandırdığı bankalara parayı iade edeceğini de belirtelim.

Pleshchuck'u bu noktaya getiren olaysa ATM'lerden çaldığı paranın miktarı. Sadece 12 saat içerisinde, dünya çapındaki 280 farklı ülkenin 2,100 ATM'sinden tam tamına dokuz milyon dolarlık para aktarımı yaptı.

Yaptığı saldırılar esnasında Amerika'da bulunan zanlı, ABD'de de yargılanma ve ceza alma tehlikesiyle karşı karşıya. Ancak Rusya ve ABD arasında bir iade anlaşması bulunmuyor. Bu yüzden Pleshchuck, Rusta sınırlarına çıkmadığı sürece, ABD'liler için dokunulmaz olacak...

Lisanslı yazılım kullananlar kazanacak

42 ülkede gerçekleştirilen lisanssız yazılım kullanımının ülke ekonomilerine etkileri konulu araştırmanın sonuçları açıklandı.






International Data Corporation (IDC) tarafından Business Software Alliance (BSA) için aralarında Türkiye’nin de bulunduğu, Asya-Pasifik, Avrupa, Ortadoğu, Latin ve Kuzey Amerika’daki 42 ülkede gerçekleştirilen lisanssız yazılım kullanımının ülke ekonomilerine etkileri konulu araştırmanın sonuçları açıklandı.

Araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye’de halen %63 olan lisanssız yazılım kullanım oranının 2 yılda %53’e indirilmesi bilişim teknolojileri (BT) sektöründe mühendis seviyesinde 2.180 kişilik ek istihdam yaratılması anlamına gelirken, ekonominin söz konusu 2 yıllık süre zarfında 1 milyar dolar düzeyinde büyümesini ve 205 milyon dolar ek vergi kazancının elde edilmesini sağlayacak.

Araştırmaya göre; lisanssız yazılım kullanım oranının düşürülmesi ekonomide olumlu bir zincirleme etki yaratıyor ve BT, hizmet ve dağıtım sektörlerine yönelik harcamaların artmasını sağlıyor. Bu yapılan harcamalar, yeni istihdam imkanlarına zemin hazırlarken, vergi gelirlerini de yükseltiyor.



2010 IDC Raporu’nun sonuçlarını değerlendiren BSA Türkiye Genel Koordinatörü Elçim Barkay, “Lisanssız yazılım kullanım oranını düşürmek, ekonominin ihtiyacı olan canlandırıcı ve teşvik edici unsurları sağlamak için önemli bir fırsattır. Lisanslı yazılım kullanım oranının artması, destek ve bakım hizmetlerine talebi de artıracaktır. Bir başka deyişle, lisanssız yazılım kullanımı yalnızca yazılım üreticilerini değil, yerel dağıtım firmalarını ve hizmet sağlayıcılarını da olumsuz etkilemektedir. Yasal olmayan yazılım kullanımının devam etmesi durumunda, yerel dağıtım firmaları ve hizmet sağlayıcıları harcamalarını kısmak durumunda kalır ki, bu da yerel ekonomiyi canlandırmak ve canlı tutmak için gerekli olan yeni istihdam olanağı yaratma, daha fazla vergi geliri elde etme ve ülkeye daha fazla yabancı yatırımcı girişi gibi ekonomik yönden önemli faydalara da engel olur. Bu araştırma Türkiye’de lisanssız yazılım kullanım oranının mümkün olduğunca hızlı ve kararlı biçimde düşürülmesinin tüm ekonomiye sağlayacağı faydaları göstermek açısından büyük önem taşımaktadır.” dedi.

Araştırmanın global ölçekte sonuçları ise önümüzdeki 4 senelik süre zarfında lisanssız yazılım kullanımının yüzde 10 oranında düşürmenin incelenen 42 ülkenin ekonomisine 142 milyar USD katkı sağlayacağını ve bu tutarın yüzde 80’inden fazlasının da yerel sektörlere aktarılacağını gösteriyor. Ayrıca söz konusu oranın düşürülmesiyle teknoloji alanında 500.000 kişiye yeni istihdam imkanı yaratılabileceği ve dünya çapında vergi gelirlerinde 32 milyar USD’lık artış olacağı da öngörülüyor. Lisanssız yazılım kullanımının dört sene yerine, iki senelik bir süreçte yüzde 10 oranında düşürmenin ise 2013 senesine kadar söz konusu ülkelerdeki ekonomiye 193 milyar USD katkı sağlaması ve vergi gelirlerinde de 43 milyar USD’lık bir artışa yol açması bekleniyor.

BSA, dünya genelinde lisanssız yazılım kullanımını etkin şekilde azaltmak için aşağıdaki adımların atılmasını tavsiye ediyor:
Fikri mülkiyet haklarının önemi ve değeriyle ilgili eğitim ve yazılım varlıkları yönetimi (SAM) aracılığıyla yazılım envanterinin en uygun ve mükemmel hale getirilmesinin teşviki;
Dünya Fikri Mülkiyet Hakları Kuruluşu’nun telif hakları ile ilgili yayınladığı düzenlemeleri ulusal bağlamda uygulayarak telif haklarının etkin korunmasına ilişkin mevzuatın geliştirilmesi;
Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’nın Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması’na uygun olarak telif hakkı ihlallerine karşı ile ilgili güçlü ve uygulanabilir yaptırım mekanizmaları oluşturulması Bu yaptırımlarda bulut bilişim teknolojileri gibi yeni yazılım teknolojilerinin yasadışı kullanımına karşı hukuki çareler de oluşturulması;
Fikri mülkiyet haklarına yönelik yasaların geliştirilmesi ve uygulanması için kaynak ayırılması, bu konuda hukuki mücadele yürütecek ihtisas sahibi birimlerin sayısının artırılması ve dünya genelindeki ülkelerde bu alanda faaliyet gösteren merciler arasındaki uluslararası işbirliğinin altyapısının kurulması;
Yazılım varlık yönetimi uygulamalarının etkin olarak kullanılarak kamu kurum ve kuruluşları ile bunlarla iş yapan üçüncü şahısların da yasal yazılım kullanımına önem vermesinin sağlanması.
“Lisanssız Yazılım Kullanım Oranını Düşürmenin Ekonomik Faydaları” başlıklı araştırma IDC’nin Korsanlık Etkisi Modeli’ne (PIM) dayanıyor. Bu model dünya çapındaki BT harcamalarının ve yazılım korsanlığınının yanısıra BT sektöründeki istihdam oranlarını ve BT sektörünün vergi gelirlerine katkısını inceleyen pazar araştırmasını içeriyor. Metodoloji ile ilgili daha ayrıntılı bilgiler ve en son yayınlanan araştırma sonuçlarına www.bsa.org/piracyimpact adresinden ulaşılabilir.

20 Eylül 2010 Pazartesi

Bilişim Teknlojilerinin Yarattığı Sosyal Dönüşüm

Bilişim 2010, 22 Eylül'de başlıyor. Teknolojinin yarattığı toplumsal dönüşüm ünlü isimlerin katılacağı toplantılarda masaya yatırılacak.




Bilişim teknolojilerinin yarattığı sosyal dönüşümün tartışılacağı Bilişim 2010 seminerleri, 22-25 Eylül tarihlerinde Türkiye Bilişim Derneği tarafından Rixos Grand Ankara Hotel’de gerçekleştirilecek.

Toplantılarda konusunda uzman pekçok yerli ve yabancı konuşmacı bilişim teknolojilerinin sosyal yaşamda yarattığı değişimleri tüm yönleriyle ele alacak. Bilişim Teknolojilerinin basında, eğitimde, sanatta, sporda ve diğer alanlarda sağladığı gelişim ve buna bağlı değişimlerin toplum üzerindeki etkileri tüm yönleriyle tartışılacak.

Farklı alanlarda yaşanan değişimler topluma hayal edemeyeceği yeni yaşam biçimleri sunuyor. Bu değişimler, Bilişim 2010’da önemli isimlerce tartışılacak. Suat Özçelebi, Said Nurhan, Prof. Peter L. Levin, Dr. Jean Burgess ve Prof. Dr. John Hartley gibi ülkemizden ve yurtdışından pekçok konuşmacının yer alacağı etkinlikte, 4 gün boyunca pekçok oturum panel ve sunum gerçekleştirilecek.

Türk Telekom ve Avea’nın ana sponsorluğunda düzenlenen, NTV’nin de basın sponsorları arasında yer aldığı Bilişim 2010’un’un en dikkat çekici konuşmacılarından biri, etkinliğin birinci gününde yer alacak olan Prof. Peter L.Levin. Bilişim teknolojileri konusundaki gelişmeleri yakından takip eden kurumların başında gelen Beyaz Saray’ın, Bilim ve Teknoloji Politikaları uzman danışmanı Prof. Levin, Beyaz Saray tarafından başlatılan Açık Devlet (Open Government Inititative at White House) http://www.whitehouse.gov/open inisiyatifi yöneticiliği görevini de yürütüyor.

Bir diğer önemli etkinlik ise ‘’FQ’ya Karşı’’ başlıklı oturum. F klavye ve Q klavye kullanımı konusunda Türkiye’de 1990’lardan beri yaşanan sürecin ve F klavye kullanımı için farkındalık yaratma ve kullanımı teşvik için alınacak tedbirlerin ele alınacağı oturuma, Türkiye Bilişim Derneği’nden Serdar Bilecen, Intersteno Türk’ten İhsan Yener ve Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili Reha Denemeç katılacak.

Etkinlik kapsamında 23 Eylül 2010 tarihinde gerçekleşecek önemli bir panel ise, Yeni Medyada Nefret Söylemi başlığı altında gerçekleştirilecek. Oturum Prof. Dr. Mutlu Binark tarafından yönetilecek. Bu panelde, yeni medya ortamında üretilen ve dolaşıma sokulan nefret söyleminin, geleneksel medyadakinden temel farkları ele alınacak. Konunun, yeni medyanın sunduğu risk ve olanaklar çerçevesinde çeşitli örneklerle açıklanacağı panelde, internetteki çeşitli uygulamalarda hızlı bir biçimde dolaşıma sokulan nefret söylemi ile ilgili olarak alınabilecek önlemler tartışılacak.

BİLİŞİM 2010 dijital okur-yazarlık kavramını tartışmaya açıyor. 2.günün önemli konuşmacılarından biri de son yıllarda kültür bilimi (culture science) tartışmalarına damgasını vuran Prof. Dr. John Hartley. John Hartley, medya çalışmaları alanında en önemli başvuru kaynakları arasında yer alan ve farklı dillere çevrilmiş 20 kitabın ve çok sayıda akademik yayının da sahibi.

Bilişim’in gelenekselleşen etkinliklerinden biri olan Özürlüler ve Bilişim Oturumunun bu yılki konu başlığı Sanat Dünyasında Özürlülük ve Bilişim. Kenan İmirzalıoğlu, İpek Bilgen, İlksen Başarır ve Lale Mansur gibi sanatçıların katılımıyla gerçekleşecek olan oturumu TV8 Ankara temsilcisi Erkan Tan yönetecek.

Yurtdışından bir diğer önemli konuşmacı Türkiye’deki yasaklı sosyal paylaşım sitelerinin başında gelen YouTube hakkındaki akademik inceleme kitabının, Joshua Green ile ortak yazarı Dr. Jean Burgess. Dr.Burgess YouTube’un son beş yıldaki ilginç serüvenini anlatacak.

TBD-Halıcı Bilgisayarla Beste Yarışmasının 17.si Bilişim 2010 kapsamında yapılacak. Teknolojiyle buluşan yaratıcı ve özgün eserler juri ve konuklar önünde sunulacak. Attila Özdemiroğlu’nun başkanlığında Garo Mafyan, İzzet Öz, Borga Parlar, Hakan Özer, Sedat Ergin, Şeref Oğuz, Sinan Akçıl, Mehmet Okonşar ve Emrehan Halıcı gibi müzik ve teknoloji dünyasının duayenlerinden oluşan seçici jüri üyeleri, bu yıl da heyecan ve titizlikle yepyeni eserleri değerlendirmek için biraraya geliyor.

Etkinlik kapsamındaki tüm programlara, kurultay, kongre, seminerler, çalışma grupları, sunumlar gibi etkinliklere önceden kayıt yaptırarak katılım ücretsiz olacaktır. Etkinliklere www.tbd.org.tr adresinden kayıt yaptırılabiliyor. Detaylı program için www.bilisim.org.tr adresini ziyaret ediniz.

Efsane hacker'ın marifetleri!

Kevin Mitnick: O bir efsane. Ünlü hacker'ın kanıtlanan veya kanıtlanmayan kabarık suç listesi burada




Kevin Mitnick bir güvenlik uzmanı ve yazar. Kendisi tarihin gelmiş geçmiş en büyük hackerlarından birsi olarak tanınıyor.

Kendisi bir hacker değilim, güvenlik uzmanıyım diyor. Gerçekten de sistemleri hacklemekten ziyade insanları özel bilgilei paylaşmaya ikna ediyor. Bu sayede sayısız sisteme giren Mitnick bir efsane. Kendisi çeşitli suçlardan ötürü hüküm giydiği gibi, suçlandığı ama kanıtlanamayan işler de var.

Bunların arasında en basidi Los Angeles otobüs hatlarında sosyal mühendislik kullanarak ücretsiz gezmesi. En ciddileri arasında ise FBI ajanlarını ekmesi yer alıyor. FBI ajanlarını dinlediği yönündeki suçlamalar kanıtlanabilmiş değil ama dahası var...



İşte kabarık listenin devamı...

Kanıtlanan suçları arasında VMS kaynak kodlarını okumak için DEC sistemlerini hacklemesi ve 160.000 dolar zarara yol açması yer alıyor.

Bununla da kalmayan Mitnick, Motorola, NED, Nokia, Sun Microsystems ve Fujitsu Siemens'ı hackledi. Bir iddiayı kazanmak için IBM minibilgisayarına tam admin yetkisi kazandı.
Kanıtlanamayan suçlamalar arasında ücretsiz telefon görüşmeleri yapmak, Pacific Bell telefon şirketinden teknik rehberler çalmak, Kaliforniya DMV'yi dinlemek, MCI Communications and Digital'den güvenlik yetkililerinin e-postlarını okumak, Santa Cruz Operation, Pacific Bell, FBI, Pentagon, Novell, Kaliforniya Motorlu Taşıtlar Dairesi, Güney Kaliforniya Üniversite'si ve Los Angeles Birleşik Okul sistemlerini hacklemek var.

Kaynak : Chip.com.tr

Youtube 'un inanılmaz gerçeği

İnanılmaz ama gerçek: O dünyanın en büyük sitelerinden biri ama kurulduğundan beri hep zararda




Dünyanın en büyük video paylaşım platformu olan YouTube, Google tarafından satın alındığından bu yana kar etmeyi bekliyor.

CEO'su olan Eric Schmidt bir Fransız üniversitesinde, YouTube'un kar etmeye son derece yakın olduğunu müjdeledi. 5 yaşındaki dev site bugüne kadar hiç kar etmedi. Günde 2 milyar gösterime sahip olan site 4 yıl önce 1.65 milyar dolara satın alınmıştı.

Google henüz kar etmese de YouTube'un gidişatından son derece memnun olduklarını açıkladı. Geçen yıl da kar etmeye yaklaşan site, işletme maliyetlerini düşürmeyi başaramadı. YouTube'un zararlarını sırtlanan ise elbette sahibi olan Google oldu.

YouTube'un maliyeti açıklanmıyor. Ancak yakın örnekler arasında Apple'ın yılda 1 milyar dolara ayakta tuttuğu iTunes mevcut. YouTube'un daha çok internet bağlantısı kullandığı düşünülürse, işletme maliyetlerinin iTunes'a göre çok daha fazla olacağı görülebilir.
Kaynak Chip.com.tr

Cepler burada test ediliyor

Cep telefonlarını, piyasaya çıkmadan kimler, nasıl test ediyor? Çok özel karelerle cevap burada...

Cepler burada test ediliyor!

Cep telefonları başta küçüldü, sonra büyüdü ama yer ihtiyacı hiç azalmadı.

Diğer parçalara yer açmak için küçülenlerin başında anten geliyor. Yeni tasarımlarda antenin nereye konduğu da büyük önem taşıyor. Bu konun dikkat çekmesinin başlıca sebebi elbette iPhone 4'ün farklı anten tasarımı olmuştu.

Farklı markaların cep telefonlarının sinyal güçlerini test eden bir firmanın içi Neowin tarafından görüntülendi. ETS Lindgren isimli Amerikan firması bu iş için büyük yatırım yapanlardan birisi. Akla gelecek her markayla çalışan firmanın tesislerine bakıldığında bu işin sanıldığı kadar kolay olmadığı anlaşılıyor.

19 Eylül 2010 Pazar

Havadan Wi-Fi izleme platformu

Kablosuz Ağlarınız Ne Kadar Güvenli ?


Google'ın Street View uygulaması aslında kablosuz ağların ne kadar da güvensiz olduğunu ortaya çıkarmıştı. İşte yeterli güvenlik önlemi almamış Wi-Fi bağlantılarını bulup bunları kullanmak isteyen iki hacker, işlerine çok yarayacak bir icat yaptı.

Üretim fazlası bir Amerikan ordusu drone'unu kullanan ikili cihazın adına da W.A.S.P(Havadan Wi-Fi İzleme platformu) dediler. WASP'ın içinde Backtrack 4 çalışan 500 MHz C7 işlemcili ITX bilgisayar bulunuyor.

Yalnızca 5.8 kiloluk bu araç, havada dolaşarak sinyalleri alıyor ve Wi-Fi, 3G ya da RF bağlantılarla kendisini yönetenlere geri bilgiler veriyor. Hacker ikilisi WASP'la tam olarak ne yapar bilinmez ancak bu cihazı hem iyi hem de kötü amaçları için kullanabilirler.

Haber : Chip.com.tr

18 Eylül 2010 Cumartesi

iPhone 4'ü önermiyoruz

Tüketicinin gözü kulağı olan dev site iPhone 4 uyarısını yeniledi: Önermiyoruz


Tüketiciyi hiçbir kar amacı gütmeden ya da ürünlerin reklamını almadan bilgilendiren site Consumer Reports, iPhone 4'e ateş püskürtmeye devam ediyor.

Apple'ın iPhone 4'teki sinyal sorunuyla beraber ortaya çıkan kriz sonucunda firma hiçbir şekilde telefonunun tasarımının hatalı olduğunu kabul etmemişti. Apple dün yaptığı açıklamada da iPhone 4'le beraber, anten sorununu çözecek kılıf dağıtmaya devam edeceklerini ve bu çözüm şeklini hiçbir şekilde genişletmeyeceklerini yineledi.

Consumer Reports da iPhone 4'ü tüketicilere önermediklerini şu blog yazısıyla tekrarladı; "Tasarım hatasının üstünü örtmek için, yükü kullanıcının üzerine yıkmak bizim için kabul edilebilir değil. Bu nedenden dolayı iPhone 4'ü önermemeye devam ediyoruz ve Apple'a bu konuda kalıcı bir çözüm bulmaları konusunda çağrıda bulunuyoruz."

Kaynak Chip.com.tr

Google Türkiye'deki IP sorununu çözdü

Türkiye'de YouTube'a uygulanan sansür kapsamında engellenen IP'lerin Google servisleriyle çakışması sorunu firma tarafından çözüldü.




Google Güney ve Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgeleri İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörü William Echickson, Türk kullanıcılarının Google hizmetlerine erişimini tekrar mümkün hale getirdiklerini bildirdi.

William Echickson, Google blog'unda yer alan açıklamasında, Türkiye'deki internet kullanıcılarının geçen Haziran ayında beklenmedik bir biçimde Google Maps, Google Analytics, Google Translate ve Google Docs hizmetlerine erişimde sorun yaşamaya başladığını, bu hizmetlerde ara ara teknik aksaklıklar meydana geldiğini anımsattı.

Google mühendislerinin, bu hizmetlere erişimin tekrar sorunsuz olarak sağlanabilmesi için çalışmalarını devam ettirerek, kısa süre içerisinde Google Docs, Google Translate ve Google Analytics'e erişimi sağladığını belirten Echickson, ''Bugün itibariyle de Google Maps ile ilgili yaşanan teknik problemler çözüme kavuşturuldu. Böylelikle her ölçekten firma ve bireysel kullanıcılar, daha önce olduğu gibi tüm bu hizmetlerden herhangi bir problem yaşamadan faydalanmaya devam edebilecek'' ifadesini kullandı.

YouTube'a Türkiye'de iki yıldır erişim yasağı bulunduğunu hatırlatan Echickson, diğer Google servislerine erişimde yaşanan kesintinin, YouTube'a erişimin engellenmesinin kapsamını genişletme çalışmaları sırasında sınırlama getirilen IP adreslerine yenilerinin eklenmesi sonucunda meydana geldiğini kaydetti.

Echickson, ''Kontrolümüz dışında gelişen bu teknik problemin giderilmesi ve çözümün sağlanması yolunda Telekomünikasyon Kurumu yetkilileri ve ilgili tüm birimlerle yakın diyalog içerisinde bulunarak Türk kullanıcılarımızın hizmetlerimize erişimini tekrar mümkün hale getirdik. Türkiye'deki bütün kullanıcılarımızın geçici bir süreliğine erişim problemi yaşadığı hizmetlerimizden yeniden faydalanabiliyor olmasından memnuniyet duyuyoruz'' görüşünü dile getirdi.

Kaynak : ntvmsnbc.com

Yer yerinden oynayacak!

Dünya'nın en çok tartışılan sitesi, birkaç hafta içerisinde öyle belgeler yayınlayacak ki...




Wikileaks birkaç hafta sonra tarihin en büyük askeri sızıntısını sitesinde yayınlayacak. Araştırmacı Gazeteciler Büro editörü Iain Overton Newsweek'e, kendi kurumlarının Wikileaks'le ve birkaç yayın organıyla daha beraber çalıştığını açıkladı.

Hatırlarsanız Wikileaks daha önce de Afganistan'la ilgili birçok döküman yayınlamış ancak bazı organizasyonlar tarafından, askerlerle beraber çalışan sivillerin hayatlarını tehliye attığı için oldukça eleştirilmişti. Overton bu konuda daha dikkatli olacaklarını ve dökümanları tamamiyle yayınlamayacaklarını dile getirdi.

Ayrıca Newsweek'in belirttiğine göre, Irak'la ilgili dökümanlar Amerikan askerlerini "kanrevan" içinde gösteriyor ve yakalananlara gösterilen şiddet dolu müdahaleleri aktarıyor. Ancak bunlar Amerikan askerlerinin değil Irak askerlerinin yaptığı şiddet dolu müdaleler.

Kaynak: Chip.com.tr

16 Eylül 2010 Perşembe

Uçak parçası ürettik

TEI, Türkiye'nin ilk blisk üretimini başardı



Uçak motorları konusunda dünyanın önde gelen üreticileriyle rekabet halinde faaliyetlerini sürdüren TUSAŞ Motor Sanayi AŞ (TEI), Türkiye'nin ilk yekpare kompresör pale ve disk parçası (blisk) üretimini başarıyla tamamladı.

TEI tesislerinde düzenlenen törene katılan Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar, TEI Genel Müdürü Akın Duman ile TEI'nin üretim, tasarım motor montaj ve test tesislerinde incelemelerde bulundu.

Bayar, yaptığı konuşmada, TEI'de gördüklerinin kendilerini mutlu ettiğini belirterek, TEI'nin tasarım ve mühendislik alanında yaptığı atılımları, gerçekleştirdiği gelişmeleri incelediklerini söyledi.

TEI'nin son derece memnuniyet verici gelişmelere imza attığını ifade eden Bayar, ''Gelecekte insansız uçaklarımızın, helikopterlerimizin, eğitim uçaklarımızın motorları burada tasarlanıp, burada üretilecek. Bugüne kadar imalat anlamında yeteneklerini ispatlayan TEI, bunu tasarım yetenekleriyle birleştirdiğinde Türkiye'nin geleceğine ve havacılığına büyük hizmet yapan bir şirket olacak. Bu projede Türkiye olarak iyi bir strateji takip ettiğimizi düşünüyorum'' diye konuştu.

Murad Bayar, yatırımların zamanında yapılarak, proje daha seri üretime geçmeden yüksek teknoloji yatırımlarımı yapılarak, TEI gibi şirketleri hazırlayarak bu projede çok yüksek oranda bir iş payı hedeflendiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu iş payını almamızda elbette yatırım önemli fakat bu yatırımı kullanacak insan gücü çok daha önemli. Burada da sizlere büyük görev düşüyor. Uçaklara gidecek ilk parçaların öngörülen kalite ve performansta olması, bizim hedeflerimizi yakalamamızı ve aşmamızı sağlayacak. Bu projede çok geniş bir iş alanı var. Ne kadar iş aldığımız bizim rekabetçiliğimize bağlı. Biz burada TEI'den gerçekten büyük beklentiler içindeyiz. Ümit ediyorum ki TEI, kendini F-16 projesindeki performansın çok daha ileri taşıyacak. Burada bizim katkımız bir yatırım finansmanı. Daha önemli katkı, çalışanların katkısıdır.''

TEI GENEL MÜDÜRÜ AKIN DUMAN
TEI Genel Müdürü Akın Duman da TEİ'nin elindeki parçaları ve süreçleri mümkün olduğu kadar yan sanayiye vermeye devam edeceğini belirterek, ''Türkiye'nin ilk yekpare kompresör pale ve disk (blisk) parçasını ürettik'' dedi.

Söz konusu üretimin, günümüzün en önemli ticari uçak motoru geliştirme projelerinden olan ve Boeing 747-8 ve 787 Dreamliner'e güç veren GEnx motoru için 5'nci kademe yekpare kompresör pale ve disk parçasına yönelik geliştirildiğini anlatan Duman, şöyle konuştu:

''Yekpare pale-disk ve disk grupları (blisk ve spool) üretim projesi, dünyada havacılık alanında en son üretim teknolojilerinin kullanılmasıyla gerçekleştirilmekte olup, TEI bu alandaki teknolojiye sahip dünyada sayılı havacılık şirketlerinden biri durumuna gelmektedir. İleri üretim teknikleri ve yüksek teknoloji kullanılarak üretilen yeni nesil yekpare pale ve disk grupları, motorlarda önemli oranda ağırlık ve zararlı emisyonu azaltırken, yakıt tasarrufu ile de daha üstün performans sağlamaktadır. Proje kapsamında 7 değişik yekpare pale-disk grubunun TEI'de üretiminin gerçekleşmesi planlanmış durumdadır.''

Duman, 2010-2021 yılları arasında 511 milyon dolarlık bir iş hacmi beklenen proje kapsamında TEI'nin hem askeri hem ticari motorlara üretim yapacağını belirterek, TEI'nin söz konusu ileri teknolojileri hava, deniz ve kara platformlarında da uygulayabilir hale geleceğini bildirdi.

TEI'nin, GE ve Rolls-Royce işbirliğiyle devam eden F136 motor programında yekpare pale ve diğer diskler grubunun imalatı için seçilen tek tedarikçi olduğunu anlatan Duman, şunları kaydetti:

''Pale ve disklerin tek bir dövme parçadan işlendiği bu imalat yöntemi sayesinde motorda önemli miktarda ağırlık ve dayanım avantajları sağlamaktadır. Yekpare pale-disk grupları ve disk grupları üretimi daha önce TEI'de yoktu. Dünyada sadece 5-6 ana motor üreticisi tarafından uygulanıyordu. GE imzalanan anlaşma ile havacılık sektöründe en gelişmiş teknolojilerden biri olan blisk ve spool üretim teknolojisinin TEI'ye aktarımı sonucu, anlaşmada belirtilen parçalarda TEI, dünyada tek kaynak ya da birincil kaynak durumuna gelmekte. TEI, havacılık sektöründe şirketlerin devamlılığının güvenilirlik, rekabetçilik ve yeni ürün devreye alma başarılarına bağlı olduğunun bilinciyle yatırımlarına devam ediyor. Yüksek teknoloji uygulamalarını rekabet avantajı yaratacak şekilde kullanıyoruz.''

AA

Seks solucanı korkutuyor!

Bu solucan inanılmaz bir hızla yayılmasını sekse borçlu! İşte korkutan yayılma yöntemi...


İnternette dolaşan yeni bir solucan milyonlarca bilgisayara yayılıyor ve hızını kesmiyor.

Seks virüsü olarak anılan bu zararlı yazılım e-posta ile dağıtılıyor. Seks videolarına ücretsiz erişim vadederek kullanıcıların ilgisini çekiyor ve tıklamalarını sağlıyor. Kullanıcı tıkladığında solucan adres defterini ele geçiriyor.

Solucak daha sonra kullanıcının bilgisayarına kuruluyor ve güvenlik yazılımlarını silmeye başlıyor. Kendisini kurduktan sonra da ele geçirdiği adres defterindeki bağlantılara kendisini yolluyor.

9 Eylül'de bu solucanı yayınlayan internet sitesi kapatılmasına karşın e-postalar ortada dolanmaya devam ediyor. Bu virüsün NASA, AIG, Disney, Procter & Gamble ve Wells Fargo gibi dev şirketleri ve kurumları vurduğu da güvenlik şirketlerinin aktardığı bilgiler arasında yer alıyor.

Kaynak : chip.com.tr

15 Eylül 2010 Çarşamba

Antivirüsler ne kadar güvenli ?

Antivirüs programlarının "güncelleme" adıyla yaptığı veri transferi ulusal güvenliği tehdit ediyor






Antivirüs programlarının "güncelleme" adı altında bilgisayardan başka bir bilgisayara bağlanarak yaptığı veri transferinin ''ulusal güvenliği tehdit ettiği'' ileri sürüldü.

TÜBİTAK'a bağlı Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsünün (UEKAE), başta kamu kurumları olmak üzere ülkenin bilgi güvenliği konusunda bilinçlenmesini sağlamak ve bu konu üzerinde çalışan kişilerin bilgi seviyelerini arttırmak amacıyla kurduğu ''Ulusal Bilgi Güvenliği Kapısı'' tarafından ''www.bilgiguvenligi.gov.tr'' adlı internet sitesinde yayınlanan makalede ''ulusal güvenlikte antivirüs tehdidi'' konusu ele alındı.

Arf Teknoloji Genel Koordinatörü Erkan Demirkan imzasıyla yayınlanan makalede, bilgisayar sistemlerini korumak için kullanılan antivirüs yazılımları hakkında çeşitli bilgilere verildi. Antivirüs programlarının, bilgisayarlarda bulunan dosyaları kendi imza tabanları ile karşılaştırarak veya sezgisel (heuristic) olarak adlandırılan yöntemlerle zararlı yazılımları tespit etmeye çalıştığı vurgulanan makalede, tüm antivirüs programlarının aynı şekil ve mantıkla çalıştığı belirtildi.

BİLGİSAYARLARI VİRÜSLER Mİ ÇÖKERTİYOR?

Makalede, bilişim tarihinde bilgisayarları sadece tek bir virüsün çökertiği, bu virisün adının da ''Çernobil'' olduğunu belirten Erkan Demirkan, ''Peki, sisteminizi zararlılar (virüsler) çökertmiyorsa ne çökertiyor?'' sorusuna şu yanıtı verdi: ''Hiçbir zararlı yazarı, yazdığı zararlıyı ölmesi için kodlamaz. Zararlıların öncelikli amacı bilgisayarlara sızmak, gizlenmek, çoğalmak ve kodlayıcısının talimatlarını gizlice uygulamaktır. Çöken bilgisayarlara geri dönecek olursak, gelişmiş yapıdaki zararlılar birçok dosyaya bulaşırlar ve bunlardan bazıları da sistemin olmazsa olmaz bileşenleridir. Antivirüsler sistemde buldukları zararlıları veri tabanlarındaki imzaları ile karşılaştırarak veya sezgileriyle (!) tespit ederler. Daha sonra da temizlemeye çalışırlar. Temizleme esnasında virüslü dosya zarar görebilir veya zararlıyı temizleyemezlerse o dosyayı silerek yok ederler. Silinen dosya işletim sisteminin vazgeçilmez bileşenlerinden biri ise sisteminiz hantallaşır, işlevini yerine getiremez olur ve kısa süre sonrada çöker. Siz ise sistemi zararlının çökerttiğini düşünürsünüz.'' Demirkan, antivirüs programı geliştiren firmaların, bir gün içerisinde on binlerce yeni zararlının internette yayıldığı bilgisi verdiğine işaret ederek, ''Bir günde on binlerce zararlının imzasının çıkarılmasını anlayabiliriz, bu yapılabilir peki bu on binlerce zararlının temizleyicisinin bir gün içerisinde yazılması nasıl gerçekleşiyor?'' sorusunu yönelterek, sanıldığının aksine bilgisayarları virüslerin değil, sistemdeki zararlıyı temizlemekte yetersiz kalan antivirüslerin çökerttiğini, bu konuda yazılım firmalarının çaresiz olduğunu savundu.

ULUSAL GÜVENLİKTE ANTİVİRÜS TEHDİDİ

Antivirüs programlarının alternatifleri olmaması sebebi ile dünyanın her yerinde kullanıldığına dikkati çeken Demirkan, Microsoft© Windows İşletim Sistemi kullanan birçok ülkenin, resmi kurumlar ve kamuya açık alanlardaki bilgisayarlar ile bütün işletmeler ve kişilere ait bilgisayarların antivirüs yazılımları ile korunmaya çalışıldığını hatırlattı. Erkan Demirkan, eski teknolojilerinin iflas etmesi ve sistemleri korumak yerine açık tehdit haline getirmeleri nedeniyle ulusal güvenliğin tehdit altında olduğunu iddia ederek, şu görüşleri dile getirdi: ''Ülkemizde de kısa bir araştırma yaparsanız, satışı yapılan antivirüs programlarının hiçbirinin herhangi bir devlet kurumundan 'güvenilirlik belgesi' almadığını ve kendilerine ödül veren kurumları Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın da tanımadığını görürsünüz. Ülkemiz ve diğer ülkeler için asıl önemli olan tehdit, antivirüs programlarının 'güncelleme' adı altında, bilgisayarımızı başka bir bilgisayara bağlayarak veri transferi yapmasıdır. Bu işlem sırasında ne tür veri alışverişi yapıldığı kimse tarafından bilinmemekle beraber, bu aktarımın ne kadar güvenli bir veri yolu (port) ile yapıldığı da şüphelidir. Örnek verecek olursak, ulusal güvenlik ile ilgili bir kurumumuzdaki antivirüs programı, güncelleme adı altında sisteme ne yüklediğini, sistemde nereleri kontrol ettiğini veya sistemden herhangi bir dosya alıp almadığını kime ya da kimlere raporlamaktadır.''

KİM, NEDEN ANTİVİRÜSE GÜVENSİN?

Arf Teknoloji Genel Koordinatörü Erkan Demirkan, makalesinin son bölümünde, Türkiye'de satışı yapılan bütün antivirüs programlarının ithal edildiğini ve ''server''larının üretici ülkelerde bulunduğunu vurgulayarak, ''Bu veri alışverişinin ayrıntıları ve güvenilirliği ülkemizdeki hiçbir kurum tarafından bilinmemektedir. Bu veri alışverişinin güvenli olduğunu düşünsek bile araya girebilecek kötü niyetli kişiler tarafından verilerin başka bir server'a aktarılamayacağının garantisini kim verebilir?'' görüşünü savundu. Sistem üzerinde antivirüs programlarının ''güncelleme'' yaptığı izlenimi verilerek bilgisayarlarda taranan dosyaların başka ''server''a taşınmasının mümkün olduğunu belirten Demirkan, Türkiye'deki antivirüs programı yüklenmiş her bilgisayarın tehdit altında olduğunu ve antivirüsler kullanılarak her bilgi ve verinin kolaylıkla elde edilebileceğinin altını çizdi.

AA

En hızlı internet onlarda

ABD'nin en hızlı internetini sadece 500 bin şanslı insan kullanabiliyor... İşte o hız ve şanslılar.


Birleşik Devletler'in en hızlı interneti EPB tarafından Chattanooga, Tennessee'de test ediliyor. 500 bin nüfuslu yerleşim yeri 70'lerde yapılan UFO eviyle adından söz ettirmişti.

EPB'nin yerleşim yerine sunduğu 1Gbps internet hızı Birleşik Devletler'de kullanılan ortalama hızın 200 katına denk geliyor. EPB CEO'sun, 1 Gbps'yi nasıl fiyatlandıracaklarını bilmediklerini ve test ettiklerini söylese de, aylık ortalama 350 dolar civarı bir fiyatı olması bekleniyor.

Şanslı Chattanooga halkı ışık hızında internette gezip dosyaları indirirken, NY Times , EPB CEO'su Harold DePriest'e neden böyle bir hıza ihtiyaç duydunuz sorusunu sordu ve "çünkü yapabiliyoruz" cevabını aldı.
Kaynak : Chip.com.tr

14 Eylül 2010 Salı

Artık düşünceleri de okudular

Bu yeni keşif gelecekte probleme yol açabilir!





ABD’nin Utah Eyaleti’nde bilim adamları, bilgisayarlar yardımı ile deneklerin aklından geçen kelimeleri deşifre etmeyi başardı. Evet, hayır, açım gibi kelimeleri okurken deneklerin beynini görüntüleyen bilim adamları, daha sonra kaydettikleri elektrik sinyallerini kullanarak bu kelimeleri “düşünen” kişilerin “düşüncelerini okumayı” başardılar.

Gelecek 10 yıl içerisinde insan beyninin kullandığı elektrik sinyallerinin çok daha detaylı bir biçimde okunmasının başarılabileceğine ve bu yeni keşfin gelecekte birçok probleme neden olabileceğine inanılıyor. Bilim adamları yakın gelecekte uyuşturucu ve alkol testlerinin yanı sıra şirketlerin çalışanlarına rutin beyin okumaları da yapabileceklerini düşünüyor.
Kaynak : Habertrk.com

Süper Mario 25 yaşında

Dünyanın en meşhur tesisatçısı hala en sevilen oyunlardan biri

Dünya çapında 250 milyon oyunu satılan Nintendo'nun tesisatçı bilgisayar oyunu kahramanı "Süper Mario" 25. yaşına girdi. Süper Mario karakteri, Japon video tasarımcısı Shigeru Miyamoto tarafından yaratılmıştı. Mario, 25 yıl içerisinde 120 bilgisayar oyununda bir çizgi filmde ve bir sinema filminde yer aldı; Harry Potter ve Mickey Mouse'tan bile daha fazla kazandıran oyun kahramanı olarak tarihe geçti.

İnternet devinden büyük hata

Google'ın ses getiren yeniliğinin, 5 yıl önce dev rakibi tarafından beğenilmediğini biliyor musunuz?

Yahoo!'da daha önce arama ürün menajerliği yapan Steven Hood'un bir blog yazısı oldukça dkkat çekici.
Hood'un yazısına göre şirket daha 2005 yılında Live Search isimli ve AJAX temelli bir uygulama ortaya çıkarttı. Bu aracın geçtiğimiz günlerde Google tarafından kullanılmaya başlanan Instant Search ile hemen hemen aynı olduğu ifade ediliyor.
Google'ın bu özelliği tanıtırken kullandığı ifadeler şu şekildeydi 'Bu özellik, yıllardır değişmeyen kullanıcı etkileşim modelinde kökten bir değişim.' Hood da bu ifadeleri destekliyor çünkü 2005 yılında geliştirdikleri bu özellik Yahoo tarafından kullanılmamış.


Hood, kendisinin ve takımının en büyük başarılarından birisi olan ve yazdıkça arama sonuçları sunan özelliğin zamanında kullanılmamasından rahatsız. Google'ın kurum olarak cesaretini öven Hood, bilişim dünyasında daha ne gibi buluşların kullanılmadan tarihin karanlık sayfalarına gömüldüğünü sorgulamamıza neden oluyor.

Kaynak : http://www.chip.com.tr/

13 Eylül 2010 Pazartesi

Hacker'ların hedefi!

Birçok saldırılara uğrayan firma, sonunda hacker'ların hedefi olduğunu itiraf etti






Hacker'ların saldırılarına son zamanlarda en çok hedef olan firma Adobe, yine büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Firmanın da kendi sitesinde yaptığı duyuruya göre PDF dosyalarını okumaya ve açmaya yarayan programlar hacker'ların hedefi durumunda.


Firma sitesinde yaptığı açıklamada, bu kritik zaaf sisteminizin çökmesine ya da bir hacker'ın onu ele geçirmesine neden olabileceğini söylüyor. Adobe tehlikeden tam olarak nasıl kurtulmayı planladıklarını açıklamasalar da, beraber çalıştıkları bir güvenlik firması tehlike hakkında biraz bilgi veriyor. Güvenlik firmasına göre dünyaca ünlü golf eğitmeni David Leadbetter'dan dersler, adı altında gelen e-postadaki PDF dosyası açıldığında bilgisayara gizli bir program yüklüyor. Ve bu program istediği her şeyi yapabiliyor.


Güvenlik firması kullanıcılardan, bilgisayarlarında mutlaka bir virüs programının olmasını ve tanımadıkları kişilerden gelen e-postaları açmamalarını öneriyor.


Kaynak : www.chip.com.tr

Bu saldırıya bilgisayar dayanmaz!

Arama motorunda gördüğünüz banka adresi fake olabilir!


İnternet korsanlarının (hackerlar) web kullanıcılarının internet güvenliğini tehdit eden haftada tam 57 bin kötü niyetli yazılım içeren yeni sayfa yarattığını biliyor muydunuz?

Bu rakamlar PandaLabs'ın araştırma takımı tarafından hesaplandı.
Her hafta 375 anahtar kelime veya popüler markanın kullanılmasıyla oluşturulan bu sahte sayfaların yüzde 65'i bankaların gerçek web sitelerinin tıpatıp aynı şekilde dizayn ediliyor. Yüzde 27'si ise eBay gibi açık artırma sitelerinin bir bölümü görüntüsüne sahip.

PandaLabs, ayrıca sahte sitelerin yüzde 2.3'ünün yatırım fonları, aracı kurumlar gibi finansal kurumların internet sitelerinin görüntüsüne büründüğünü, yüzde 1.9'unun ise sahte hükümet siteleri olduğunu açıkladı.


PandaLabs'ın Teknik Müdürü Luis Corrons, "En büyük problem, arama motorlarını kullanarak bu siteleri ziyaret eden kişiler için sitenin gerçek mi yoksa sahte mi olduğunu anlamanın çok zor olması. Bu nedenle bu korsanlık tekniğinin yayılmasının önlemenin en etkin yolu, mesela aradığınız bir bankanın internet sitesine arama motorlarında açılan linklerden ulaşmak yerine adres çubuğuna doğrudan bankanın internet adresini yazmak" dedi.

İlk Türk kamyonu piyasaya çıkıyor

Eskişehir'de kurulu Hisarlar AŞ Genel Müdürü Zafer Türker, Türkiye'nin ilk 4x4 hafif arazi kamyonu TURKAR'ın, bu yıl siparişe bağlı olarak seri üretime geçeceğini söyledi.





Türker, AA muhabirine, makine, kabin ve zirai ekipman, spor ve medikal ürünler, bilgi ve iletişim teknolojileri, ithalat ve ihracat ile otomotiv sektörlerindeki 6 şirketle faaliyetlerini sürdüren Hisarlar Grubun bu yıl yüzde 120 oranında büyümeyi hedeflediğini söyledi.


Üretim yaptıkları konularda tüm şirketlerinde yeni ürün gamına yönelik yatırımlar yaptıklarını ve kabiliyetlerini geliştirdiklerini anlatan Türker, 2009 yılında yaşanan ekonomik olumsuzluklara karşın, yeni ürünlerle yeni pazarlara açıldıklarını, yeni iş ortaklıklarına gittiklerini kaydetti.


Türker, 10 yıllık hayalin ürünü olan ilk yerli 4X4 hafif arazi kamyonu TURKAR'da iddialı olduklarını belirterek, şöyle konuştu:


"Tamamen yerli tasarım olan ve TÜBİTAK'ın desteklediği TURKAR projesinde seri üretime bu yıl başlayacağız. Ülkenin ilk 4x4 hafif arazi kamyonu TURKAR'ın 9 adet prototipi bitmek üzere. Başlangıç aşamasında toplu siparişlerle seri üretim planlıyoruz. Türkiye olarak, kamu-askeri üretim konusunda yurt dışına bağlıyız. Bu konudaki açığı görerek öncelikli olarak kamu-askeri üretim, ikinci olarak belediyeler, kamu kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve üçüncü olarak da bayi ağıyla satış yapacağımız bir organizasyon planı hedefliyoruz. Almanya'ya 1 adet Alakan modeli ihraç ettik. Bu yılın sonunu kadar 40-50 adetlik siparişi gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bunlar ön sipariş. 2011 Nisanda, Almanya'da, ticari araçlar ve iş makinaları sektöründe Avrupa'nın en büyük fuarına iştirak edeceğiz. Böylece Avrupa'da bayi ya da distribütörlük tarzında çalışmayı hedeflediğimiz kitlelere ulaşmayı hedefliyoruz."


Türker, ön görüşmeleri gerçekleştirdikleri Almanya'daki firmanın da komple Avrupa dağıtımını istediğini ifade ederek, "Bu konudaki şartlar olgunlaştıktan sonra fuardaki tepkiye bağlı olarak, nisan ayı sonrasında bu kararı müşterek olarak vereceğiz" dedi.

UZAKTAN KUMANDALI TURKAR



Eskişehir Osmangazi Üniversitesinin (ESOGÜ) TURKAR'ı uzaktan kumandalı otonom hale getirmek için AB projesine girmek istediğini anlatan Türker, şunları söyledi:


"ESOGÜ bize bir projeyle geldi. TURKAR'ı uzaktan kumandalı, donanımlı bir hale getirmek istiyorlar. Bu proje 2 yıl gibi bir zaman alacak olan uzun soluklu bir proje. Yanıbaşımızdaki bir üniversiteyle yürüteceğimiz böyle bir projeye, çok hızlı yol almaya uygun olduğu için yönetim olarak sıcak bakıyoruz. Büyük şirketlerin araçları böyle bir projeye çoktan hazır belki ama hem Eskişehir'den hem de yeni bir araç olması nedeniyle bizim aracımızı tercih ettiler. Aynı zamanda hem arazi aracı hem de şehir içi kullanıma da uygun olduğu için ideal bulundu."


Türker, Almanya'da bir firmayla elektrikli araç üretimi konusunda müşterek çalışmalar yaptıklarına da değinerek, "Bu proje de ticari araçlarda elektrikli ilk model olacak. Üzerinde çalıştığımız proje ile araç, bir şarjda yaklaşık 100 kilometre yol gidebilecek ve saatte 80-90 kilometre hız yapabilecek. Yetiştirebilirsek Nisan ayındaki fuarda sergilemeyi düşünüyoruz" dedi.

12 Eylül 2010 Pazar

Türkiye "Süper Beyin"lerini geri alıyor

TÜBİTAK, cazip teklifler yüzünden kaptırdığı bilim adamı ve araştırmacıları yurda döndürmek için ABD'ye çıkarma yapacak


TÜBİTAK, Türk beyin gücünü yurda döndürmek için Aralıkta ABD'ye çıkarma yapacak.
''Destination Turkey'' sloganıyla düzenlenecek büyük çaplı etkinlikte, AB ve TÜBİTAK fonlarıyla ülkeye geri dönmesi hedeflenen süper beyinlere, Türkiye'nin üniversite ve sanayi kuruluşlarının imkanları sunulacak.

AB fonlarıyla bugüne kadar 100'e yakın Türk araştırmacı yurda döndü; etkinlikle yüzlerce süper beynin daha ülkenin stratejik araştırmalarında çalışması bekleniyor.

Etkinlik, Avrupa Komisyonunun, tersine beyin göçü amacıyla ABD'de destek vereceği programların ilki olma özelliği taşıyor.

TÜBİTAK 7. ÇP Ulusal Koordinatörü Okan Kara, yaptığı açıklamada, AB Komisyonu'nun "Araştırmacıların Dolaşımı'' fonu kapsamında araştırmacılara sağlanan maddi ve diğer imkanların elverişliliği sayesinde şu ana kadar 96 Türk araştırmacının yurda döndüğünü bildirdi.

TÜBİTAK'ın bu yıl içinde başlattığı "Doktora Sonrası Geri Dönüş Burs Programı" ile bilim insanları için cazip imkanlar sağlandığına işaret eden Kara, buna göre ilgili alanlarda doktorasını tamamlamış olanlar, halen yurt dışında ikamet edenler ve alanıyla ilgili bir işte en az 2 yıl çalışanların, Türkiye'de araştırma yaptıklarında TÜBİTAK'tan aylık 2 bin 750 TL burs alabileceğini anımsattı.



"TÜBİTAK, SÜPER BEYİNLERİNİ ABD'DEN TOPLAYACAK"

Okan Kara, Türkiye'nin, 2007-2010 yılları arasında, tersine beyin göçünü teşvik eden AB fonlarından en fazla yararlanan 2. ülke olduğunu bildirdi. Program kapsamında, çoğunluğu ABD'den dönüş yapan Türk araştırmacıların genellikle üniversitelerde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Kara, şunları kaydetti:

"TÜBİTAK olarak Avrupa Komisyonu ile ortaklaşa, yurda dönen Türk araştırmacıların sayısının arttırılması için bu yılın Aralık ayında 'destination Turkey' sloganıyla ABD'de Türklerin yoğun olarak yaşadığı Boston, California, Michigan gibi eyaletlerde büyük çaplı etkinlik düzenleyeceğiz.

Etkinliğe Türkiye'den araştırmacı istihdam edecek kuruluş temsilcileri ile Türk üniversiteleri, araştırma kuruluşları ve sanayi kuruluş temsilcileri katılacak. Biz bu etkenlikte sanayi kuruluşlarını ön plana çıkarmak istiyoruz. Bunu AB Komisyonu ile birlikte planlıyoruz."

Etkinliğin, Avrupa Komisyonu tarafından desteklendiğini de bildiren Kara, "Komisyon, ilk kez Avrupa dışında tersine beyin göçü için ilk kez büyük bir etkinlik düzenliyor ve bunu da Türkiye ile başlattı. Bu nedenle çalışmamız diğer ülkelere de örnek teşkil edecek" dedi.


"ABD İLE TÜRKİYE ARASINDA DRAMATİK BİR FARK YOK"
AB fonlarını kullanarak Türkiye'ye dönen Türk araştırmacılardan ODTÜ İnşaat Mühendisliği Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nejan Huvaj Sarıhan, 2009'da doktorasını İllionis Üniversitesinde tamamladığını kaydederek, TÜBİTAK'ın ODTÜ'de düzenlediği bir konferansta AB fonlarını kullanarak ülkesine dönebileceğini öğrendiğini anlattı.

Nisan 2009'da bu fonlara bir proje ile başvurduğunu dile getiren Sarıhan, şunları söyledi:

"Heyelanlar üzerine bir çalışmamla burs için başvuru yaptım. ABD'de bu konu üzerinde uzun dönem çalıştım. ABD'deki araştırmacılar, Türkiye'de ekonomik ve araştırma olanaklarının kısıtlı olması nedeniyle ülkeye gelmek istemiyorlar. Ancak şu bir gerçek. ABD'yle kıyaslayınca imkanlar evet biraz daha kısıtlı. Araştırma açısından ise dramatik bir fark olmadığını düşünüyorum. TÜBİTAK ve AB destekleriyle uluslararası alanda araştırma ve sunum yapıp, konferanslara katılabiliyorsunuz."

Türkiye'ye AB fonlarıyla dönen Georgia Teknoloji Enstitüsünden doktora derecesini 2007'de alan ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ozan Can Çelik de ''Cihazlandırılmış Yapılarda Zorlanmış Titreşim Testleri ve Sismik Kırılganlık Değerlendirmeleri'' konulu projesiye AB fonlarından yararlanacağını ve projesine gelecek yıl başlayacağını ifade etti.

Deneysel çalışmalar için ABD'deki olanakların biraz daha fazla olduğunu belirten Çelik, "Ancak analitik çalışma için herhangi bir fark olduğunu düşünmüyorum. Ücretler çok farklı tabi. Benim zatan daha önceden olduğu gibi Türkiye'de çalışma gibi bir amacım vardı. Bir şekilde Türkiye'ye faydamız olması gerektiğini düşünüyorum" dedi.

AA

Devlerin bilim ve teknoloji koordinatörü: Türkiye!

Avrupa Komisyonu ile Japonya arasındaki bilim ve teknoloji faaliyetlerinde koordinasyonu sağlayacak ülke seçildik

Bilim ve teknolojideki en büyük rakiplerin arasındaki işbirliği faaliyetlerinin stratejisini TÜBİTAK üzerinden yürütecek Türkiye, bu görev için uzun dönem lobi faaliyetleri yürütüyordu.

TÜBİTAK yetkililerinden alınan bilgiye göre, Avrupa Komisyonu, bazı ülkelerle bilim ve teknoloji alanında ikili anlaşmalar yürütüyor.

Avrupa Komisyonu'nun Japonya'yla yeni bir bilimsel anlaşma imzalamasının ardından TÜBİTAK'a, yürüttüğü lobi faaliyetleri sonucu Avrupa ile Japonya arasındaki bilimsel işbirliğini harekete geçirecek yapının koordinasyonunu sağlama görevi verildi.

Koordinasyon faaliyetlerinin sözleşmesi ekim ayında imzalanacak. Entegrasyon projesi üç yıl sürecek. Yetkililer, siyasi olarak da önemli olan projede, Türkiye'nin Avrupa Birliği bayrağını temsil edeceğini belirtiyor.

Entegrasyon projesi kapsamında, TÜBİTAK, politik seviyede stratejilerin belirlenmesi, Avrupa ile Japonya arasında teknolojik işbirliklerinin yapılması ve hangi konularda bilim ve teknoloji projelerinin yapılacağına karar verecek.

11 Eylül 2010 Cumartesi

USB tarih mi oluyor

Neredeyse tüm kablosuz cihazları ilgilendiren yeni WUSB, bilinen USB'nin tahtını yıkmaya aday





Samsung mobil cihazlar için yeni bir gelişmiş USB çipset geliştirdi. Yüksek hızlı, düşük güç tüketiminde kablosuz veri transferi için geliştirilen çipsetin adı WUSB.

S3C2680/S5M8311 WUSB platformu 480Mbps hızında veri aktarımını, 300mW'ın altında enerji tüketimiyle yapabiliyor.

Samsung sözcüsü Yiwan Wong bu çipsetin gelecek nesil yüksek çözünürlükü kameralar, TV'ler, PC'ler, tabletler, yazıcılar, projeksiyon cihazları, Blu-ray oynatıcılar, taşınabilir sabit diskler ve elbette cep telefonlarında kullanılacağını söyledi.

65nm üretim teknolojisiyle üretilen bu çipset ARM 9 çekirdeği kullanıyor. WiMedia v1.2, PHY ve SDIO, SD kart, SD host, NAND flash kontrolcü, 2 yüksek hızlı USB 2.0 bağlantı ve 128 bit AES şifreleme algoritmasına sahip olan WUSB, SD kart, USB dongle ve gömülü olarak da sistemlere dahil edilebilecek.

Teknoloji bağımlılığı tehdit ediyor

Gençlerde teknoloji bağımlılığının Türkiye için ciddi sorun oluşturduğu iddia edildi.



Balıklı Rum Hastanesi Anatolia Klinikleri Şefi Prof. Dr. Mansur Beyazyürek, teknoloji ürünlerinin yarattığı bağımlılık nedeniyle kendisine gelen vaka sayısında son 3 yılda ciddi bir artış yaşandığını belirterek, "Özellikle gençlerde teknoloji bağımlılığının yaygın olmasının Türkiye için çok ciddi bir sorun olduğunu düşünüyorum" dedi.

Beyazyürek, son yıllarda gelen hasta yakınlarından en çok duyduğu sözün "Oturup kalkmıyor" olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Bilgisayarın, televizyonun başına oturup kalkmayan, saatlerini, günlerini bu şekilde harcayan insanların sayısı her geçen gün artıyor. Bilgisayara, televizyona bağlanıp duruyorlar. Ellerinden cep telefonlarını düşürmeyen, resim çeken, telefonundan internete girenler de oturmadan bağlananlar. Özellikle son 3 yılda teknolojik ürünlere bağımlılık nedeniyle gelen vaka sayısında ciddi bir artış var. Bunların çoğunluğunu bilgisayar oyunları ve internet bağımlıları oluşturuyor. Diğer meslektaşlarıma giden vaka sayısında da artış vardır mutlaka. Ancak Türkiye'de bu konuda yapılmış bilimsel bir çalışma bulunmuyor."

Birçok insanın, hayatına giren teknolojik ürünlere ulaşamadığı zaman kendini rahat hissetmediğini belirten Prof. Dr. Beyazyürek, şöyle devam etti:

"Maddenin değişken soğuk cazibesi insanı kendine öyle bağlıyor ki onsuz olamamayı yaşıyoruz. Size artık teknoloji, hiçbir şekilde duygudan düşünceden filan bahsetmiyor. Size sadece 'madde sizi rahatlatır' mesajı veriyor. 'Buzdolabı diyor, iki katlı diyor, derin donduruculu diyor'. Buzdolabı bir madde, o maddenin özellikleri ne kadar fazla olursa sanki siz o kadar mutlu olacaksınız gibi mesaj veriliyor. Sana sunulan seni bir süre sonra esir alıyor. Teknoloji ürünleri hayatınıza ne kadar çok girerse onlara bağımlılık da o kadar artıyor. Bugün cep telefonunuzu evde unutsanız, eroin kullanan birinin eroin bulamadığındaki ruh halini yaşarsınız."

Türk toplumunun mevcut yapısının telkine ve yönlendirmeye açık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Beyazyürek, bu nedenle piyasaya çıkan teknoloji ürünlerinin hızla ve bilinçsizce tüketildiğini savundu.

Prof. Dr. Beyazyürek, "Mesela Türkiye'de herkesin evinde televizyon vardır. Ekonomik gücü en zayıf kişilerin bile evinde televizyon bulunur. Televizyonsuz ev düşünemezsiniz. Ben bir süre Paris'te yaşadım, orada televizyonu olmayan üniversite hocaları gördüm. Televizyona ihtiyaç duymuyor bu kişi. Hayatını başka şeylerle dolduruyor ve televizyonu gereksiz buluyor" diye konuştu.

GENÇLERİN EĞİTİMLERİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR
Özellikle geleceği hazırlayacak olan çocuk ve genç popülasyonun bilgisayar, play station, cep telefonu gibi teknoloji ürünlerinden mümkün olduğunca uzak yetiştirilmesi ve eğitilmesi taraftarı olduğunu belirten Prof. Dr. Beyazyürek, gençlerin ve çocukların teknoloji bağımlısı olmasının alacakları eğitimi de ciddi şekilde olumsuz etkilediğini, aynı zamanda yetişkin olduklarında mutlu bir birey olmalarını da engellediğini kaydetti.

Prof. Dr. Beyazyürek, şunları söyledi:

"Bu tür bağımlılıklar arttıkça insanı insan kılan temeldeki biyopsikososyal özellikler ciddi şekilde zarara uğruyor. Farklı düşünen, sosyallikten, duygulardan bahsederken farklı dil konuşan bir toplum oluşuyor. Bu oluşumdaki bireyler genellikle engellere dayanıksız, hoşgörüsüz, empati kuramayan kişiler olarak ortaya çıkıyorlar. Bilgisayarı bozulan, internet erişimi aksayan, cep telefonu kaybolan, kablolu TV'sinde yayını bozulan insanlarla diyalog kurmayı deneyin, tıpkı bir madde yoksunluğundaki bireyin özelliklerini taşıyorlar. Huzursuz, sıkıntılı, öfkeli ve mutsuz. Özellikle bu 'oturup kalkmamanın' sonuçları daha ürkütücü. Kilo almaktan tutun, hareketsizliğe bağlı birçok fiziksel hastalığa davetiye çıkaran bir durum. Sosyal olaylardan, sportif aktivitelerden uzak insan ne kadar kendine güven duyar, ne kadar kendiyle barışık, ruhsal açıdan sağlıklı bir birey olabilir ki?"

Kendisine başvuran bir babanın, 2 çocuğunun başarılı bir eğitim hayatları varken bilgisayar oyununa bağımlı olmalarından sonra eğitimlerini noktaladıklarını anlattığını belirten Prof. Dr. Beyazyürek, "Özellikle gençlerde, çocuk dediğimiz yaşta gençlerde teknoloji bağımlılığının yaygın olmasının Türkiye için çok ciddi bir sorun olduğunu düşünüyorum. Ne yapıp yapıp çocukları 10 yaşına kadar internetten ve bazı teknoloji ürünlerinden uzak tutalım. Bu durum iki ucu sivri kılıç gibi, teknoloji ürünlerini bilinçli ve doğru kullanabilirsen faydalı. Ancak bilinçsiz kullanımı çok tehlikeli" dedi.

Eskiden bahis oyunları ve kumarın oynanabilmesi için beli mekanlara gidilmesi gerektiğini, teknolojik imkanlarla artık neredeyse herkesin evinde oturduğu yerde bu tür oyunları oynayabildiğini dile getiren Prof. Dr. Beyazyürek, '"Teknolojik imkanlar kumar gibi bağımlılık yapıcı olayları daha çok kamçılıyor" şeklinde konuştu.

Teknoloji bağımlılarına uygulanan tedavi ile uyuşturucu bağımlılarına uygulanan tedavinin benzer olduğunu ifade eden Prof. Dr. Beyazyürek, ancak teknoloji bağımlılarının tedavisinin daha umut verici olduğunu sözlerine ekledi.

10 Eylül 2010 Cuma

Taze hacker'lardan komik hata

Amatör hacker'ların yaptığı bu şnanılmaz hatayı duyunca siz de çok güleceksiniz






Microsoft yaptığı bir açıklama ile yeni yetişen hackerların çok komik bir hatasını gözlerönüne serdi.

Bilgisayarında virüs yazmaya çalışan ya da birilerinin sistemini hacklemeye çalışan hackerlar, sistemleri çökünce bunu Microsoft'a bildiriyor. MS'in açıklamasına göre özellikle de script kiddie'ler yani ne yaptığını pek bilmeden internetten topladığı bilgilerle hacker olmaya çalışan saldırgan bu hataya düşüyor.

Sistemleri çöktüğünde durumu Microsoft'a bildirmeyi teklif eden kutucuğa evet diyen yeni yetme hackerlar, virüslerinin ve kodlarının örneğini de Microsoft'a yollamış oluyor.


Kaynak : www.chip.com.tr

 

Yeni antivirüs tuzağı

İnternette sizi bekleyen virüs ve zararlı yazılım tehlikeleri yetmezmiş gibi bir de bu çıktı...


Güvenlik şirketi Fortinet'in en son tehlike raporu, internetüzerindeki virüsler kadar zararlı bir tehlikeyi gözler önüne koyuyor.Zararlı yazılımları temizlemeyi vadeden, ya da öncesinde kullanıcının sistemine bulaştırıp sonra temizlemeyi teklif eden uygulamalar tehlike saçıyor. Sahte anti-virüs ve güvenlik yazılımları, kullanıcıları sahte güvenlik uyarıları ile kandırıyor. Kullanıcılar para harcayıp yazılım satın alıyor ama aldıkları yazılımlar aslında bilgilerini çalan zararlı paketleri oluyor. En büyük tehlke ise geçtiğimiz Ağustos ayına hakim olan TotalSecurity W32/FakeAlert.LU!tr oluyor.Bu zararlı yazılım geçtiğimiz ayın bütün zararlı yazılım tehlikelerinin yüzde 37.2'sini oluşturuyor. Kullanıcıya uygulamaların zararlı yazılım tarafından edildiğini söyleyen bu uygulama botnet yaklaşımları da kullanıyor. Bazı daha ilginç zararlı yazılımlar ise ele geçirdikleri sistemde, porno gibi utanç verici internet tarayıcı geçmişini bağlantı listesine göndermekle tehdit ederek para istiyor.Daha fazlası için www.chip.com.tr sitesini ziyaret edebilirsiniz.

İşte en çok aranan kelime!

Yılın en sıcak günlerinin yaşandığı Ağustos ayında internette bakın en çok hangi kelime arandı





 Yılın en sıcak günleri yaşanan Ağustos alışverişçiler, internette 'klima' aradı.

Aylık 2 milyona yakın kişinin ziyaret ettiği akakce.com fiyat karşılaştırma sitesinde, ay boyunca 160 bin kişi klima ararken, en çok aranan kelimeler 'klima fiyatları' oldu.

Alışverişçiler klimanın yanında, daha ekonomik bir seçenek olarak vantilatörü tercih etti. Ramazan ayının da başlangıcı olan ayın ikinci haftasında klima ve vantilatör aramaları en yüksek seviyelere ulaştı. Ay boyunca akakce.com'u ziyaret eden her 12 alışverişçiden biri, klima ve/veya vantilatör ararken, yapılan aramalarda geçen yılın Ağustos ayına göre yüzde 20 artış oldu.

Tüketicilerin sadece beşte biri vantilatörü tercih ederken, hem klima hem de vantilatör tercihlerinde en belirleyici etken fiyat seçeneği oldu. Ay boyunca arama motorları üzerinden akakce.com'a yapılan ziyaretlerde en çok 'klima fiyatları', 'en ucuz klima', 'vantilatör fiyatları' kelimeleri kullanıldı.

Dev teknoloji sitesine Trojan darbesi!

 İşte o site ve tüm yaşananlar









Bir süredir Techcrunch sitesini ziyaret edenlerin maruz kaldığı trojan artık yok. Hiç beklenmedik yerlerden kullanıcıların karşısına çıkan Trojan'ler, bu sefer saklanmak için bir teknoloji sitesini seçti.

Sitenin Avrupa kolunu ziyaret edenler, Zeus Trojani'nin bir çeşidi tarafından tehdit ediliyordu. eu.techcrunch.com'a giren ziyaretçiler, haber blogunu ziyaret ettiklerinde karşılarına kötü niyetli bir PDF dosyası sunuluyordu. Sitenin kendi de kullandığı JavaScript dosyasının içersinde bulunan kötü niyetli bir iFrame'in sorunun kaynağı olduğunu bulan site yetkilileri, sorunu gidermekte gecikmediler.

Site yetkilileri bu sorun karşısında oldukça zor durumda kalmıştı.

64 Bit bize neler kazandırır?

64 Bit Kısaca Nedir ?




32-Bit ve 64-Bit hatta
dahada geriye gidersek 16-Bit komut setleri işlem hacimlerini işaret
ederler.Mesela 16-Bit bir Windows ,tek seferde 16 kez 0-1
okuyabiliyorken,64-Bit bir Windows ise tek seferde 64 kez 0-1
okuyabilir.
64 Bit ve 32 Bit Windows Arasındaki Donanımsal ve Teknik Farklar Nelerdir ?
64-BIT:Sanal Bellek: 16 TB
32-BIT:Sanal Bellek: 4 GB
64-BIT:Disk Belleği Dosyası: 512 TB
32-BIT:Disk Belleği Dosyası: 16 TB
64-BIT:Hiper Alan: 8 GB
32-BIT:Hiper Alan: 4 MB
64-BIT:Disk Belleğe Havuzu: 128 GB
32-BIT:Disk Belleğe Havuzu: 470 MB
64-BIT:Diske Alınmayan Havuz: 128 GB
32-BIT:Diske Alınmayan Havuz: 256 MB
64-BIT:Sistem Önbelleği: 1 TB
32-BIT:Sistem Önbelleği: 1GB
32-BIT ve 64-BIT Programlar Arasında Performans Farkı Var mıdır ?
32-BIT bir program ,WoW64 Emulatör’ü ile 64-BIT bir sistemde çalıştığında o programa belli bir sanal bellek ayrılır.Bu bellek 2 veya 4 GB arasında değişebiliyor.Eğer 4 GB ‘lık bir sanal bellek atanırsa program yoğun sanal belleğe ihtiyaç duyduğunda performans bir miktar artabilir.Bunun dışında herhangi bir fark olmayacaktır.
64-Bit Bana Ne Gibi Yararlar Sağlayacaktır ?
Her bir 64-Bit uygulama için 128 GB fiziksel bellek ve 8 TB sanal belleğe destek verir.Bu rakamlar 32-Bit Windows’un her bir uygulama için sağladığı 4 GB fiziksel ve 2-3 GB sanal belleğe göre şaşılacak kadar büyük boyutlardır.Daha büyük bellek boyutları daha fazla kullanıcıyı desteklemekte ,sabit diskten okumayı ve sabit diskten yazmayı azaltarak daha iyi performans sağlamakta ve genel olarak yazılımların bellek ihtiyaçlarına daha iyi cevap vererek genel performansı arttırmaktadır.
64-Bit İşlemcim var ve 64-Bit İşletm Sistemi kurdum.Peki, 32 Bit Bir Sistemle Arasında Gözle Görelebileceğim Bir Fark Olacak mı ?
Evet,özellikle rendering işlemlerinde 32 Bit bir sisteme göre belirgin bir performans farkı olacaktır.